Kadın Mücadelesinin Biraz Zahmetli Biraz Tekdüze Biraz Yıpratıcı Tarafından Tutmak – Zeynep Koru

2020’lerde kadın hareketinin kurucu unsurları olma ve hareketin içeriğine yön verme sorumluluğu ile yüz yüze olduğumuzun farkında olarak… Birbirimize iyi gelen, zihnimizi açan, küçük, sıcak belki bir parça daha korunaklı alanları biraz öteleyerek emeğimizi, zamanımızı “tahammül etme” sınırlarımızı zorlayan alanlara yöneltmek…

‘Kendi Dışımızdaki Kadınlarla Bağ Kurma Ve Kolektif Eyleme Geçme Uğraşı İçinde Olmak’

Kadın hareketi tarihimiz, kurtuluş mücadelemiz için hiç de azımsanmayacak oranda deneyim, birikim, kazanım yarattı. Günümüzde bizlerin varoluşuna, hayatına, özgürlüğüne ve kimliğine yönelik saldırıların şiddetlenmesi, kazanımlarımızın yok edilmeye çalışılması, tüm farklılıklarımızla ve çoğulculuklarımızla bir araya gelmemize, birlikte hareket etmemize ve güçlenmemize her zamankinden daha çok ihtiyaç duyulmasına yol açtı. Feminist mücadelemizin  zayıflatılmaya ve ailenin güçlendirilmeye çalışıldığı politikalarla gün be gün karşılaşıyoruz. Boşanmanın zorlaştırılması, erkek şiddeti, iş istihdamındaki cinsiyetçilik, sömürü gibi bize yönelik baskı, ayrımcılık, eşitsizlik uygulamalarının daha da arttığını görüyoruz. Mücadelemiz sonucu elde ettiğimiz ve bizleri güçlendiren kazanımları korumak, günümüz mücadele hattını belirliyor. Bedenimize ve emeğimize dönük baskı, sömürü ve denetimi artıran uygulamaların hayata geçirilmeye başlaması, daha etkili bir şekilde mücadele etmenin gerekliliğini de ortaya koyuyor. Gücünü mücadele tarihimizin birikiminden alan ve dayanışmanın, birlikte hareket etmenin etkisine güvenen kadınlar olarak haklarımıza, hayatlarımıza, kazanımlarımıza sahip çıkmak için bir araya gelmenin, bir arada durmanın, birlikte hareket etmenin önemini kavrıyor; dayanışmayı artırmanın, gücümüzü büyütmenin yöntemlerini arıyor, politikalarını oluşturmaya çalışıyoruz.

Geçtiğimiz yıl şubat ayında Kırkyama Kadın Dayanışması’nı kurarken hedefimizi şöyle ifade etmiştik: “Kadınların varoluşuna, hayatına, özgürlüğüne ve kimliğine yönelik saldırıların şiddetlendiği, kazanımlarının yok edilmeye çalışıldığı tarihsel bir kesitte yola çıkmış bulunuyoruz. Dönemimizin özgün şartlarında feminist mücadeleyi çoğaltmak, kadın dayanışmasını ve örgütlülüğünü güçlendirmek temel amacımız.” Bütün kadın hareketi olarak kazanımlarımızı koruma ve birlikte hareket etme konusunda ortaklaşıyoruz. Mücadelemizi büyütmek açısından yöntemlerimize dair birkaç noktaya vurgu yapmak gerekiyor. Feminist teorimizin birikimi üzerinden söz ve eylem üretme, bu söz ve eylemin yaygınlık kazanması, sonuç alıcı politikalara yol açması anlamında büyük bir yol kat edildiğini söyleyebiliriz. 1990’larda parmakla sayılabilecek sayıda feminist kadın teorisyenimiz varken, günümüzde feminist bakış açısına sahip ve söz üreten çok sayıda kadınımız, kadın kurumumuz var. Yaşadığımız baskı ve zorun açıklığı, somut gerçekliği sayesinde fikirlerimiz çok çatallanmıyor. Hayatın diyalektiğine uygun neler yaşandığını hep bir ağızdan ifade ediyoruz. Buradan sadece ifade etmenin, sadece söz üretmenin, sadece yazmanın eksikliğine gelmek istiyoruz; hayatı değiştirme ve dönüştürme gücünü veren feminist teoriyi asla küçümsemeden. Yaygın bir durumu yaşamıyor muyuz; pek çok yazı, pek çok görüş, tespit…

Baskı koşulları, kitlesel hareketlerin geri çekilmesi, çok sayıda kadın kurumunun kapatılması, üniversitelerde cinsiyetçi bakış açısı dışındaki düşüncelerin tasfiyesi gibi hep birlikte yaşadıklarımızı göz ardı etmeden şimdi daha çok feminist hareketin dışa açılmasına, hareket dışındaki kadınlarla ilişkiye geçilmesine vurgu yapmak zorundayız. Konsantrasyonumuzu, yönelimimizi, dilimizi, söylemimizi ve eylemimizi bu zorunluluk belirlemeli. Örgütlenme çabalarına, kadın örgütlerine güç kazandıran deneyimlere, dayanışma girişimlerine, alan çalışmalarına gözümüz dikilmeli, kulaklarımız açılmalı. 2020’lerde kadın hareketinin kurucu unsurları olma ve hareketin içeriğine yön verme sorumluluğu ile yüz yüze olduğumuzun farkında olarak… Birbirimize iyi gelen, zihnimizi açan, küçük, sıcak belki bir parça daha korunaklı alanları biraz öteleyerek emeğimizi, zamanımızı “tahammül etme” sınırlarımızı zorlayan alanlara yöneltmek… İster örgütlü olalım ya da kurumsal çalışalım, ister birey olarak mücadele edelim; genel eğilim, kendi dışımızdaki kadınlarla bağ kurma ve kolektif eyleme geçme uğraşına girilmesi konusunda yaşanan sıkıntılar.

“Ben tanımlı iş yapmasını seviyorum, konuşamıyorum, ifade edemiyorum, yazıyla kendimi gerçekleştiriyorum, hayatımı anlamlı kılacak uğraşları seviyorum, okuyup araştırmak çok büyük bir zevk veriyor…” Bu düşüncelerin her biri hepimize yabancı değil ve anlaşılır. 

Bütün kadınların hayatlarını anlamlı kılacak bir eyleme sahip olacağı, bu yolda çalışacağı ve üreteceği bir dünyanın kurulması uğraşı içinde olmak, elbet hem kendimizi gerçekleştirme hem de feminist hareketin dışındaki kadınlarla bağ kurma ve onlarla kolektif eylemi gerçekleştirme zorunluluğunu doğurmuyor mu?

Emek-zamanımızı birbirimizin önünü açan çabalar için harcayabilmek, başka kadınlara güç ve enerji verecek etkinlikleri üretebilme uğraşı içine girmek, aklımızı, fikrimizi belki başımız ağrıyana kadar “nereden, nasıl yol yürüyebiliriz” üzerine yoğunlaştırmak, yolu bulabilmenin, yolu açabilmenin stresini taşımak, huzursuzluğunu hissetmek…

Tahammül etme, katlanma eşiğimizi de aşağı çekme kudretini göstermek. Daha da ötesi, bizleri bekleyen görevlere soyunurken “tahammül” kelimesini sözlüklerimizden çıkartacak bir anlayışı büyütmek. Kadın mücadelesinin hareketin dışındaki kadınlarla bağ kurma gayretini biraz zahmetli, biraz tekdüze, biraz yıpratıcı olmaktan çıkaracak adımları yakalamak. Bütün kadınların hayatlarını anlamlı kılacak eyleme sahip olmaları için küçük başarıları üretmek, biriktirmek hepimize güç ve mutluluk verecektir.

“Mutluluk yok tek başına; ya hep beraber, ya hiçbirimiz!…”

Yazarın Diğer Yazıları