Kadıköy’den İzmir ve Bodrum’a Kadar Kazandıran Direniş: Özsüt – Saniye Evren

Artık genç işçilerin gücünden ve direniş ruhundan hem işverenler hem de işçileri satan sendika, kurum ve kişiler korksun.

Özsüt Kadıköy Şubesine ilk gidişimiz sendikamız Dev Turizm İş’in bildirilerini götürmek içindi. Kadıköy’e, Beşiktaş’a sık sık uğrar; pastane, cafe, restoran, barların bolca bulunduğu sokaklarda dolaşarak işçilere ulaşmaya çalışırız.

Bugünlerden birinde Özsüt Kadıköy’de “Sizi Allah gönderdi herhalde” diye karşılanmıştık. Ayaküstü birkaç dakika içinde canhıraş bir şekilde çalışırken bir yandan da bizlere yaşadıkları haksızlıkları, maaşlarını alamadan çalışmak zorunda kaldıklarını, çıkış yolu aradıklarını anlatmışlardı. Aralarından tanıştığımız arkadaşlarla sonradan yan yana gelmelerimizde öğrendiğimize göre zaman zaman içeride iş durdurma, iş yavaşlatma türünden eylemlilikler yapıyorlar ve birlik ve beraberlik sağlamaya çalışıyorlardı.

Turizm iş kolu meşakkatli bir çalışma alanıdır. Milyondan fazla işçi istihdam edilir. Mevsimlik ya da kendi terminolojisiyle sezonluk çalışmanın, kiralık çalışmanın en yaygın olduğu iş koludur. Bir de bu iş kolunda işçiler kendini gelip geçici gördüğünden örgütlenmede, sendikal mücadelede yerini almada zorlanır. Yine sezonluk çalıştırma kolaylığından dolayı kadın ve göçmen işçi oranları fazladır. Hala kadınları ev ekonomisinin yardımcıları görmek işlerine geldiğinden erkek egemen kodlarla kuşanmış kapitalist sistem kadın emeğini bu iş kolunda da eve dönene kadar geçici çalıştırıp sömürmek ister. Geleneksel toplumsal rollere de abanır. Hizmet kadın işidir! Yine bu iş kolunda kendini geçici/ misafir gören işçiyi sermaye de öyle görür. “3-5 ay çalıştırırım. Alabildiğini alır benden” diye başlar hırsızlığa, gaspa. Sanki maaş vermeme özgürlüğü vardır. 3 ay maaş vermeden, maaşları geciktirerek çalıştırma ne haddine! Ücret vermeme hakkı diye bir şey yoktur değil mi? Ama olmuş sanki. Çünkü sistem işverene göz yumuyor. Çünkü işçiler örgütsüz ve bunun için de güçsüz. Ekonomik kriz, borçlu yaşama, işsizlik korkusu sınıfa bu koşullara dayanma sabrı vermiş.

Sonradan öğreniyoruz. Özsüt’te 3 işçinin katılımıyla ilk basın açıklaması düzenleniyor ve 3 Temmuz’da fiili direniş başlıyor. Devamında ilk açıklamayla birlikte haklarına kavuşan işçiler oldu. Haklarını alamayan diğer işçiler de sayılarını artırarak direnişe katıldılar. Hızla kendini büyüten direniş her gün Özsüt Kadıköy şubesinde bir araya gelerek yaşanan hak gasplarını yüksek sesle duyurmak biçimindeydi. Her gün sadece yeni bir insana duyuracak bile olsalar sabırla direnişi büyüttüler. Her gün yarattıkları adaletsizlikle, haksızlıkla yüzleşmek zorunda kalan Özsüt patronları yan yana gelişteki ısrardan ve genç işçilerin dinamizminden rahatsız olmuştu ve korkmuştu. Çünkü aynı zamanda sadece direnişteki 19 işçi değil toplamda dört yüze yakın işçinin kiminin 3 aylık maaşları birikmiş, kiminin işten çıkarıldığı halde maaşları ve tazminatları verilmemişti. Diğer işçilere örnek olacağından, cesaret vereceğinden ödleri patlıyordu. Sermaye ve devletin kolluk gücü kol kola girmiş “zor” ile işçileri yıldırmak istiyordu. Onlarca polisin işçilerin karşısına dizilmesi de bundandı. Onlarca polis, TOMA Kadıköy Rıhtım’da her gün geniş güvenlik önlemleri alıyordu. Bu arkadaşların karşısına dizilen polisler birgün olsun hırsızlık yapan Özsüt patronlarının karşısına dizilmedi. Keza taleplerin yükseltildiği, ısrarın, iradenin, kararlılığın ve direnişin en çok büyüdüğü noktada gözaltılarla işçiler pes ettirilmek istendi.

Bu Kadar Baskıya Rağmen Özsüt’te Kazandıran Nedir Peki?

İşçiler haklarını alana kadar oturma eylemi yapacaklarını ilan ettiklerinde işkenceyle gözaltına alındılar. Çalışmaya devam eden işçiler iş durdurma eylemi yaparak içeriden hizmeti durdurdular. Özsüt nihayet self-servise geçmek zorunda kaldı. Kendine göre marka değeri yerlerde sürünmeye başladı Özsüt’ün. Gözaltı ve işkence yöntemi de tutmadı. Her gün aynı kararlılıkla gelen, birleşen ve direnen genç işçiler yıldırılamadı. Direnişteki Özsüt işçilerinin en önemli vurgularından biri de salt kendileri için direnmemeleriydi. Direnişin tüm işçiler adına yapılma bilinci bu direnişi kazanıma götüren en önemli özelliklerinden biriydi. Sonuçta diz çöken Özsüt patronu oldu. Böylece Özsüt işçilerinin haftalardır süren direnişi kazanımla sonuçlanmıştır. İstanbul’da 3 şubede, İzmir’ de 2 şubede, Bodrum’da 1 fabrikada toplamda 386 işçinin yatmayan maaşları ve bayram mesaileri ödenmeye başlamıştır. Emeklerinin karşılığı olan ücret aynı zamanda onurdur. Ücretlerine sahip çıkarken aslında onurlarına ve emeklerine sahip çıkmışlardır. Yalnızca “Kadıköy” için direnmeyen irade İzmir’e ve Bodrum’a da kazandırmıştır. Artık genç işçilerin gücünden ve direniş ruhundan hem işverenler hem de işçileri satan sendika, kurum ve kişiler korksun.

Özsüt’te kazanan ve kazandıran genç işçilerin direniş ruhu ve tüm işçiler için direnme bilinci olmuştur. Ve bu kazanım tüm işçi sınıfının hanesine yazılmıştır.

Kutluyoruz.