Hegel’in Fikrine Varmak İçin Başlangıç: “Hegel’den Önce Hegel’den Sonra” – Zeynep Koru

“Büyük bir insan, diğerlerini kendisini anlamaya mahkûm eder.” diyor Hegel. 21. yüzyılın alt üstlükleri içinde hepimiz onu anlamaya mahkûmuz sanki…

“Hegel, hem Kant sonrası hem de devrim sonrası bir düşünürdür. Onun fikirleri ani olduğu kadar derin politik değişimlerin yaşandığı bir dönemin hemen sonrasında şekillendi. On dokuzuncu yüzyıla tam dönüldüğü sırada, Fransız Devrimi’nden on yıl kadar sonra aktif olmaya başladı. Kimi gözlemcilere göre bu sırada en önemli modern değişimleri tetikleyen olaylar meydana gelmişti. Hegel’in işte böyle bir zamanı anlatması ve ona cevap vermesi gerekiyordu. (Kitabın ön sözünden)”

Hegel… Hem içimizde, hem dışımızda… Aslında çoğumuzun farkında olmadığı bir şekilde dünyayı anlamlandıran, kendimizi anlamlandıran, davranışımıza, eylemimize yön veren fikirlere bir şekilde kaynaklık eder. Dahası, yeni bir toplum tahayyülümüzü gerçekçi kılacak düşüncelerimizin ilk besleyicilerinden birisidir. Tarihsel toplumsal bilincimizle; değişime, dönüşüme, harekete olan inancımızla; bütünlük kavrayışımızla; ilişkilenmeyi, etkileşimi anlamamızı sağlayan bakış açımızla Hegel içimizde. Eserlerinin zor anlaşılmasıyla ve hakkındaki yaygın ön yargılar nedeniyle de aslında bir o kadar da dışımızda.

Hegel’in teorisinin Marks’ın düşünceleri üzerinde etkisini doğru anlayabilmek önemli bizim açımızdan. İdeolojimizi nereden beslemiş, nerede yetersiz eksik ve yanlış kalmış, nerelerde aşılmış ve geliştirilmiş… Mekanik düşünülmüyorsa eğer, Hegel’in düşüncelerini keşfetmek, daima var olan dünyanın hikmetine erişme çabasının da en önemli kılavuzlarından biri olacaktır. Bugünün dünyasının hikmetine erilmesi, sağlam bir düşünüş alt yapısı gerektiriyor.

Hegel, kapitalizmin kuruluş aşamasındaki büyük yıkılışları, büyük dönüşümleri ve kurulan yeni yaşamı anlama, onların gerçekliğine erme çabasının sonucunda fikirlerini yeşertti. Şimdinin kaos halini anlamlandırma çabamıza da onun katkısı mutlaka olacaktır. Durağan günlerden geçmediğimiz çok aşikâr. Yine sancılı, gerilimli, zorlu ve kaotik bir dönemin içerisinden geçiyoruz. Neoliberal düzen iflas etmiş görünüyor, kapitalizmin krizi derinleşiyor. Dünyadaki güçler dengesi kayganlaşıyor; her geçen gün taşlar yerinden oynuyor. Faşist, baskıcı, totaliter rejimler çoğalıyor. Pek çok düşünür, aydın, sanatçıda yaygın bir kötümserlik hali var. Geleceksizlik duygusu, kötülüğün egemenliğinin sona erdirilmesine duyulan güvensizlik, depresif tepkilere, söylemlere yol açıyor.

Tarihsel ve toplumsal bilincimiz elbette ki gidişatın her zaman düz bir çizgide ilerlemeyeceğinin farkında. İnişleri çıkışları, ileri geri adımları yaşıyoruz. Ama çok tarihsel bir dönemin eşiğindeyiz. Büyük yapısal dönüşüme etki edebilmek için zorlu bir yol yürümemiz gerekiyor. Yeninin kurucu unsuru olmak, insanlığın kurtuluşu adına olmazsa olmazımız. Bu karmaşa, kaos içinde akıllarımızdaki tek net ve kesin düşünce, sosyalist geleceğin kurulmasının bir zorunluluk olduğudur. Aksi halde, doğal-insani yıkımın, felaketin eşiğindeyiz. Hegel’in yeşerttiği fikirlerden beslenen, bu fikirleri dönüştüren ve aşan Marks sayesinde, kapitalizmin insanların özgür gelişiminin koşullarını ürettiği bilgisine sahibiz. Komünist topluma ulaşma koşullarını yaratacak olanın da insanlığın etkin, örgütlü, bilinçli müdahalesi, mücadelesi olduğunu görüyoruz. Bütün bunlar geleceğe yürüyüşümüzde yolumuzu çiziyor. Burada Marks’ın kapitalizm teorisi ve onun komünizmle aşılması görüşünün Hegel’in özne kavramından, insanların temelde etkin olduğu teorisinden yola çıkılarak üst seviyeye taşındığını vurgulamalıyız.

Çoğunlukla Hegel hakkında sığ ve kestirme bilgilerin sunulduğu bir ortamın içindeyiz. Son yıllarda akademik çevrelerde ona dair kapsamlı çalışmalar ve değerlendirmeler yapma gayreti çoğaldı. Ama akademi dışında Hegel’in fikrine varabilmek ve önemini kavrayabilmek çok zor. Hem okunması çok zor metinler bıraktığı için bize, hem de sahip olduğumuz ezberleri aşmak için ekstra bir çaba içine girmemiz gerektiği için. “Hegel’den Önce Hegel’den Sonra: Hegel’in Düşüncesine Tarihsel Bir Giriş” kitabı bu açıdan son derece yararlı bir çalışma olmuş. Akademik alana yönelik yazılmamış, felsefe konusunda derin bilgilere sahip olmayanlar için kaleme alınmış. Hegel’i anlamak açısından temel bilgiler verilmeye çalışılmış. Kitabın yazarı Tom Rockmore, 25 senedir üniversite öğrencilerine Hegel üzerine dersler veriyor. Kitabı, Hegel’in insanlık tarihine yaptığı katkıyı anlatma amacıyla ders notlarını derleyerek hazırlamış. Giriş yazısında, Hegel’in anlaşılması zor bir filozof olduğundan yola çıkarak, kendi derdinin, onu anlaşılır kılacak, onun teorisine giriş yolunu kolaylaştıracak okumaları hazırlamak olduğunu ifade etmiş.

Kitap üç başlık altında Hegel’i anlatıyor; birinci başlık, Hegel’den Öncesi veya Kant ve Sistem Olarak Epistemoloji, ikinci başlık, Hegel veya Temelsiz Bir Bilgi Sistemi ve üçüncü başlık, Hegel’den Sonra.

Yazar, Hegel’in kendinden önceki felsefi birikimden beslendiğini ve düşüncesini yeşertecek güçlü bir kaynak olarak değerlendirdiğini belirterek onu anlatmak için öncesi döneme giriyor. Birinci bölümde, Hegel’e giden yolu açıklamak amacıyla, Kantçı teorinin bazı temel yönlerini ele alıyor. Bilgi teorisini, yani epistemolojiyi, Kant’ın, Kant sonrası filozofların ve Hegel’in görüşleri arasında bağ kuran ana tema olması nedeniyle işliyor. İkinci bölümde, Hegelci felsefenin genel hatlarının keşfedilmesi ve açıklanması hedefleniyor. Hegel’in hayatı ve dönemi, yazıları ve kitapları işleniyor. Öğretileri, tinin fenomenolojisi, efendi ve köle, mantık bilimi, hukuk felsefesi başlıkları altında tanıtılıyor. Üçüncü bölümde, Hegel’in kendisinden sonraki felsefe tartışmalarının gelişimine etkisi ele alınıyor ve Hegelci okul, Kierkegaard, Marks ve Marksizm, Nietzsche ve bugün Hegel başlıkları altında sunuluyor.

Hegel’in düşüncelerinin yaşamla iç içe olma hali, kendi zamanını yansıtması, kendi tarihsel uğrağını anlama çabası, bilgilerini bir bütünlük içinde ortaya koyuşu, idealizminin ezberci yargılarımızın dışında bir kapsamı olması, onun teorisini öğrenmeyi önemli kılıyor.

“Büyük bir insan, diğerlerini kendisini anlamaya mahkûm eder.” diyor Hegel. 21. yüzyılın alt üstlükleri içinde hepimiz onu anlamaya mahkûmuz sanki…

Hegel’den Önce Hegel’den Sonra: Hegel’in Düşüncesine Tarihsel Bir Giriş Yazar: Tom Rockmore Yayınevi: Say

Yazarın Diğer Yazıları