Alevi Hareketi mi Dediniz? – Sezgin Kartal

Fiilen kazanılmış kimi haklar (cemevleri gibi) yeteri kadar değerlendirilmiyor. “Devlet cemevlerini yasal statüye kavuştursun” haklı talep ama sistemi zorlayacak, ona bu adımı attıracak ne yapıyoruz?

Alevilere dair yazılarımıza uzun süredir ara vermiştik. Geçtiğimiz hafta Karşı Mahalle’de Aydın Deniz’in bir yazısı yayımlandı. Deniz, yazısında Alevi gündemlerini ele alıyor ve Türkiye Cumhuriyeti’nin 96. yılını geride bırakırken, tarihindeki Alevi katliamlarıyla yüzleşmediği gerçekliğini not ederek yazısını sonlandırıyor. Yazıda maddi bir hata yok, hiçbir satırına itiraz edemeyiz, aksine eklenecek çok şey var. Yazılanlardan ziyade yazılmayan, üzerine eğilinmeyen konuları tartışmakta yarar görüyorum.

Katliamları, hak kayıplarını sıralayıp devletin bunlarla yüzleşmesini ve taleplere karşılık vermesini beklemek doğal. Sorun ise ne değişti ki devlet bu talepleri yerine getirsin? Aleviler çok haklı ondan mı; yoksa demokratik, eşitlikçi bir rejim inşa edildiğinden mi? Ne oldu?

Alevi hareketi bugün üç temel sorunu yaşıyor.

Bir, mücadelede verilen otuz yılın kazanımını yiyip, yenisini üretmiyor.

İki, içinde yaşadığı sistemi, zamanı tanımıyor.

Üç, örgütler ve toplumu var eden Yol’un kuralları fazlasıyla esnetilmiş.

Yıllar evvel Alevi kamuoyunda bilinen bir derneğin başkanına sorduğum “Kurumunuz söz üretmede, tanınır olmada sorun yaşamıyor. Neden bunu örgütlenmeye dönüştürmüyorsunuz?”a aldığım cevap çok şaşırtıcıydı. Başkan “Örgütlenme zaman ve enerji isteyen meşakkatli bir iş, yapamayız.” demişti. Aslında Alevi hareketinin bütününü çok iyi özetlemişti kendileri üzerinden. Örgütlenmeye dair yapılan bu değerlendirme aynı zamanda zamanın ruhunu yakalayamama için de geçerli. Yıllardır ezber haline gelen mücadelenin temel başlıkları kazanımla sonuçlanmadığı için de etkili bir talep olmaktan çıkıyor. Daha doğrusu uğruna mücadele edilecek bir motivasyon kaynağı olmuyor. Hatta daha ilginç olanı fiilen kazanılmış kimi haklar (cemevleri gibi) yeteri kadar değerlendirilmiyor. “Devlet cemevlerini yasal statüye kavuştursun” haklı talep ama sistemi zorlayacak, ona bu adımı attıracak ne yapıyoruz?

Örgütlenme Alevi hareketinin temel gündemi olmaktan çıktığında “Madem Diyanet’in kaldırılmasını başaramıyoruz; o zaman içinde yer almanın yollarına bakalım.” anlayışı baş gösteriyor.

Ayrıca Alevi toplumunun içinde sistemli politik bir örgütlenmeyi ele almadığımız içindir ki devlet rahatlıkla Alevi hareketinin içine müdahaleler geliştirebiliyor.

Bakın geçtiğimiz günlerde AKP’nin önemli isimlerinden Bülent Arınç “Liberaller ve Alevilerden oy alabilmeliyiz” dedi. Bu sözler boşa söylenmiş sözler değil. Alevilerin AKP’ye ne kadar öfkeli olduğunu anlatmaya gerek yok. Peki Arınç’ın sözleri neyin nesi?

Hatırlanacaktır; AKP-Gülen kavgasıyla Cami-Cemevi projeleri rafa kaldırılmıştı. Bu proje ile ‘devletin Alevisi’ni yaratma çizgisinden milim şaşmayan Cem Vakfı’na (İzzettin Doğan) devlet mesafe koymuştu. Arınç’ın sözünün birinci adresi İzzettin Doğan’dır. Çünkü Alevilerin kurumsallığı bakımından sözünü üreten, bu temelde örgütlenmesini yapan neredeyse tek kurum.

İkinci adresi ise, Alevi hareketinin örgütlü yapısının zayıflamasıyla birlikte devletin desteğini esirgemediği kimi Alevi “önderleri (dedeleri)”dir.

Üçüncü adres ise, Alevi hareketiyle hiç etkileşimde bulunmamış tamamen örgütsüz Anadolu Alevileridir.

Kendi tarihimizden öğrenmiyoruz bari gözümüzün önündeki Kürt halkını örnek alalım.

İnsanın aklına ne kadar zulüm gelirse Kürtlerin onu eksiksiz yaşamasına rağmen bütünlüklü davranabilme, siyasette belirleyici olma yeteneği kuşkusuz örgütlü oluşundandır. Taleplerinin karşılanmasını ve devletin katliamlarla yüzleşmesini beklemek gibi bir şey göremezsiniz. Dikkat edilirse aynı şeyleri tekrar edip durmak yerine çetin bir mücadeleyi sürekli yürütüyor; önüne çıkan her engeli aşmak için yeni yollar, yeni örgütlenme yöntemleri geliştiriyor. Bu Kürtlerin bulduğu bir formül de değil. Yaşamın diyalektiği bu! Alevilerin sorunu, örgütlerinin bu diyalektikten kaçınması, kolay olanı seçmesidir.

Önümüzde duran, taşın altına elimizi koymaktır. Yani Alevi toplumunun örgütlenmesini sağlamaktır. Örgütlemediğimiz bir toplumun temsilcisi olduğumuz da iddiadan başka anlam ifade etmiyor.

Alevilerin ordusuz generallere ihtiyacı yok!

Yazarın Diğer Yazıları