Bölge ve Rojava

Bölgede şimdi hızla saf değiştirmiş eski taktik güçler yerine yenilerinin yaratılması SDG için büyük bir sorun olarak duruyor. Hem sorun hem de acil bir görev! Rojava kuşatmasının ortaya çıkardığı Kürt ulusunun dayanışması en sıkı yakalanılacak halka olarak öne çıkıyor.

Ekim 2023 Aksa Tufanı’ndan beri bölgede radikal değişimler yaşanıyor. ABD ve İsrail lehine önemli gelişmeler gerçekleşti. Gazze, Lübnan ve Suriye’de direniş ekseni çok büyük darbe aldı. ABD ve İsrail bu değişimi daha öte noktalara taşımak için yeni hazırlıklar içinde. Suriye’de HTŞ iktidarını sağlamlaştırmak ve İran’ı yeni bir saldırıyla iyice güçten düşürmek Trump’ın yakın hedefleri… Dolayısıyla bölgedeki sarsıntıların güçlü bir şekilde devam edeceğini öngörmek hatalı olmaz.

Hafız Esad rejiminden beri ABD ile ilişkisi olmayan ve İsrail ile “savaş hâlinde” olan önemli bir ülke olan Suriye’nin son geldiği durum bölgedeki en önemli kırılmalardan birisidir. Trump ve Netanyahu sevinçlerini hiç gizlemiyorlar. Göze alabilirse yeni bir İran savaşına hazırlanıyorlar. Bu gerçekliklerden dolayı bölgedeki altüstlüklerin daha katedeceği epey yol var.

Bu süreçte en önemli gelişme Suriye içindeki güç durumunda yaşananlardır. Şam’da HTŞ iktidarı aldı; Şam’ın güneyinde İsrail üsleniyor; Kuzeyde Halep ve yukarısında ise Türkiye güçlerini yeniliyor. Bu kısa aralıkta Fırat’ın doğusunda iktidarı elinde tutan SDG güçleri için önemli değişimler yaşandı. Güç ve alan yitiren SDG güçlerinin durumu bölge ve Suriye için önemlidir. Suriye’yi yeniden şekillendiren güçler, ABD denetiminde İsrail, Suudi Arabistan ve Türkiye’dir. IŞİD’in bölgede güç kazanmasından beri SDG’nin yürüttüğü savaş ve özellikle Rojava’da kazanılan mücadele bölgede hem güçler durumunda hem de ideoljik anlamda büyük öneme sahip oldu. Aynı zaman aralığında Şengal’de IŞİD’in Ezidi halkına saldırı ve katliamına karşı PKK’nin verdiği savaş, insanlık için efsane mücadelelerden biri olarak tarihte yerini almıştır. Bu mücadelelerin ardından geçen 10 yıldan fazla sürede bölgede dengeler; sadece dengeler değil, değerlerde de yaşanan değişimle yaşadığımız günlere gelindi.

Şam’da IŞİD’den evrilen HTŞ iktidardadır. Tarihsel roller üstlenmiş olan SDG ve Kürt Özgürlük Hareketi Trump’ın dünyasına adapte edilmeye çalışılıyor. Daha doğrusu Trump’ın dediği gibi ortada artık insanlık değerleri değil, Gazze’de olduğu gibi zenginler dünyasına yeni cennetler inşa etme, Suriye’de İsrail’in güvenlik sistemine uyumlandırılmış bir yapı yaratma hedefi günümüz bölgesinin acı gerçekleri olmuştur.

Bu yeni cehenneme çekilişte SDG tarafında Rojava ve Doğu’da gösterilen direniş önemlidir. Bu aynı zamanda büyük güçlerin dengeleri hızla nasıl değiştirebildiğine dair insanlık tarihinde çokça yaşanmış acı örneklerin sonuncusudur.

SDG’nin ABD ile ilişkileri bugünün gerçekleri içinden kaçınılmaz bir şekilde eleştiriden geçiriliyor. Emperyalizmle ilişki kurmanın nasıl lanetli bir şey olduğuna dair çıkartılan sonuçların olayın tarihselliği içinden bakınca bir anlamı yoktur. Mücadelenin çok özel koşullarında “şeytanla bile” ilişki kurulabilir. Sorun bu ilişkinin yeni koşullarda nasıl dönüşebileceğini öngörebilmek ve zamanında tedbir alarak yıkılan binanın altında kalmamaktır. SDG’nin bu konuda hataları olduğu açıktır. Yıkılan binanın altında kalmasa da epey yara aldı.

Öte yandan SDG’nin Arap aşiretleriyle ilişkisinde de hem yönetim ve işbirliği konusunda hem de yeni güç durumlarına göre ortaya çıkabilecek kaymalara karşı hazırlıklı olmak açısından önemli hatalar yapıldığı hareketin kendisi tarafında da eleştiriliyor.  

Bugün Şam’daki HTŞ iktidarının karakteri gereği hazırlayacağı yeni tuzaklara karşı hazırlıklı olmak yaşamsal bir öneme sahiptir. Şam iktidarının kendini sağlamlaştırdığı koşullarda ve sağlamlaştırma yolunda Kürt halkı için sorunların artacağı bugünden görülebilecek bir gelecektir. Erbil’den akademisyen Arzu Yılmaz’ın tespit ettiği gibi HTŞ yönetimi ile bölgede bir “Sünni çemberi”nin kurulduğu söylenebilir. Bu çemberin ilk kuşatmasının Şii güçlerle ilgili olacağı açıktır. ABD, Suudi Arabistan ve İsrail’in çemberi nasıl büyüteceğini iyi izlemek gerekiyor. Ayrıca bu çemberin aynı zamanda Ankara tarafından da isteneceği yeterince açıktır.

Bölgede şimdi hızla saf değiştirmiş eski taktik güçler yerine yenilerinin yaratılması SDG için büyük bir sorun olarak duruyor. Hem sorun hem de acil bir görev! Rojava kuşatmasının ortaya çıkardığı Kürt ulusunun dayanışması en sıkı yakalanılacak halka olarak öne çıkıyor.

Çok karmaşık yeni bir sürece giriliyor. İran’a bir saldırı gerçekleşirse bölgenin yeni güç değişimlerine gebe olması kaçınılmaz. Böyle bir süreçte emperyalist güçlerin insanlık tanımayan, kendi çıkarı için her türlü kıyamı yapabilen saldırganlıklarından uzakta durabilmek büyük önem taşıyor. Bölgedeki Kürt halkları belki de son 40 yılın en önemli sınavlarından birine yaklaşıyorlar.