“Devlet aklı”

CHP’ye kurulan tuzakların “mutlak butlan” seviyesine çıkması ve sahneye Kılıçdaroğlu’nun sürülmesi günümüzdeki devlet aklının halini çok açıkça ortaya koydu. Kılıçdaroğlu devlet aklının sahnedeki görüntüsü, cumhur ittifakı ise bu aklın kendisidir.

Mutlak butlanla Kılıçdaroğlu yeniden siyaset sahnesine çıkartılırken aynı anda bir kez daha “devlet aklı” yoğun bir şekilde tartışma gündemine girdi. Kılıçdaroğlu’nun sahnedeki ilk performansı bütün bu olanların yorumlanmasını zorlaştırdı. Bu olanların arka planında bir “devlet aklı” aranması cumhuriyetin gelenekleri içindeydi; bu gelenek eski alışkanlıkları içinde işledi. Ancak devamı eski bildik kalıplar içinde yürümedi.

“Derin devlet”, siyasetin olağanüstü zamanlarında bir biçimde sahneyi yeniden düzenlemek için iş yapmak yeteneğine ve gücüne sahipti. Bunlardan bir yenisi mi yaşanıyordu? “Devlet aklı” veya “derin devlet” her kritik aralıkta tartışılsa da bu sorunun net bir cevabı olmamıştır. En net cevabı 2005 yılında bir CNN programında Demirel, gazeteciler çok sıkıştırınca  “Derin devlet askerdir” diye cevaplamıştı.

Cumhuriyetin “asker” ve “sivil” ikili hükümet yapısı nedeniyle konu uzun bir tarihe ve geleneğe sahiptir. NATO üyesi olunduktan sonra 1950’ler sonrası hemen her Avrupa ülkesinden olduğu gibi Türkiye’de de “komünizm karşı” bir savunma aracı olarak “özel harp daireleri” veya diğer adıyla “Gladyo” örgütlenmeleri kuruldu. Bu tarihten gelen gelenek dışında dünyanın yeni durumunda Cumhuriyetin yer aldığı ittifakın yüklediği bir görevdi. İşin bilinen yanı bu kadardır.  Ancak her krizli dönemde siyasetin yeniden şekillendirilmesinin hangi mekanizmalarla yürüdüğü açıkça yapılan askeri darbeler hariç toplum için bilinmez kalmıştır.

AKP iktidarı yıllarının bir döneminden sonra ordu-siyaset ilişkisinin geleneksel yapısı tümüyle değişmiş, bir anlamda derin devlet eski haliyle tasfiye olmuştur. Artık iktidarın mekanizmaları dışında ondan bağımsız bir derin devlet yoktur. Ancak her krizli zamanda bir derin devlet aramak veya sorunun bilinmez yanlarını “devlet aklı”na bağlamak bir siyasi alışkanlık olarak devam ediyor.

En son CHP’ye kurulan tuzakların “mutlak butlan” seviyesine çıkması ve sahneye Kılıçdaroğlu’nun sürülmesi günümüzdeki devlet aklının halini çok açıkça ortaya koydu. Kılıçdaroğlu devlet aklının sahnedeki görüntüsü, cumhur ittifakı ise bu aklın kendisidir.

Böylece “derin devlet” veya “devlet aklı”nın bugüne kadar belli ölçüde de olsa devam eden bütün gizemi ve büyüsü bozulmuştur. Kılıçdaroğlu devlet aklının kendisine verdiği görevi öylesine büyük bir hırsla uyguluyor ki Özgür Özel’in politikalarını “topyekün halk ayaklanmasına” çağrı olarak yorumluyor. Bu sözleri Cumhur ittifakı bile henüz  kullanmadı.

“Mutlak butlan” süreciyle iki olgu gerçekleşmiş oldu. İkide bir politikanın yolunu kesmek için kullanılan devlet aklı Kılıçdaroğlu ile artık büyüsünü ve korkutuculuğunu büyük ölçüde kaybetti. Elbette bu düzenin derin dehlizlerinde daha pek çok Osmanlı oyunu gizlidir ve uygulamaya sokulabilir. Ancak bundan sonra eski etkisini yaratması çok zordur. Bir diğer olgu devletin her kurumunun keyfilikle bozulduğu, çürüdüğü, laçkalaştığı bir dönemde “devlet aklı” da bu akıbetten kendini kurtaramadı. O da bozuldu, laçkalaştı.

Buradan çok önemli bir siyasi sonuç çıkabilir. “Devlet aklı” işlediği zaman, ister askeri darbe biçiminde ister dehlizlerde hazırlanan planlar yoluyla halkın bilinç ve iradesinin yolunu kesen bir rol oynamıştır. Bu yoldan gidiş ya kitlelerde olmadık beklentilere yol açmış ya da insanların bilinci ve iradesi bir anlamda donuklaşıp felç olmaya, tutuklaşmaya yatkın hale gelmiştir.

“Cumhurbaşkanlığı hükümet biçiminin” yoğun uygulandığı zaman aralığında cumhuriyetin geleneksel bilinç ve davranış alışkanlıkları değişmeye başlamıştır. Bir yandan cumhur ittifakının, bütün kurumları yozlaştıran keyfiliği, hukukun her yönden yok edilişi; öte yandan en kör göze batarcasına hazırlanan tuzaklarla muhalefeti yok etme adımları artık olayları kesin bir dönüm noktasına sürüklemektedir.

“Devlet aklı”nın da  yalama olduğu bu günlerde cumhur ittifakının hazırladığı tuzakların işleme olasılığı azalmaktadır.

“Devlet aklı”nın sahneye Kılıçdaroğlu olarak çıkması devletin işini zorlaştıracak; hazırlanan tuzağı bozacak, öfkeyi iyice yükseltecektir.