İmece’nin raporu: “Eşit bir iş bölümü için devleti, işverenleri ve erkekleri sorumluluğa davet ediyoruz”

İmece Ev İşçileri Sendikası, covid-19 pandemisi sürecinde ev işçilerinin yaşadıklarını raporlaştırdı. Ev işçilerinin büyük bir çoğunluğu covid-19 dolayısıyla işten çıkarıldı, çalışabilenlerin iş yükü arttı, göçmen ev işçileri izin kullanamadı.

İllustrasyon: Ingrid Frahm

Bugün Zoom üzerinden basın toplantısı düzenleyen İmece Ev İşçileri Sendikası, 60’ın üzerinde ev işçisiyle görüşerek hazırladıkları raporu kamuoyuyla paylaştı.

Toplantıya, İmece Ev İşçileri Sendikası adına Tülay Korkutan, Sinem Atakul, ev işçisi Minire İnal, Dünya Ev İşçileri Sendikası’ndan (IDWF) Ayşe Emel Akalın, Karamanoğlu Mehmet Bey Üniversitesi’nden Ceyhun Güler katıldı.

Tülay Korkutan, kendilerine yansıyan sorunlardan yola çıkarak pandeminin ev işçileri üzerindeki etkilerine ilişkin verileri toparladıklarını belirtti. Ağırlıklı olarak İstanbul, Antalya, İzmir, Gebze ve Bursa’daki ev işçileriyle birebir yapılan görüşmelerden elde edilen bilgiler aracılığıyla sorunlar ve talepler raporlaştırıldı.

Genel olarak, olağan koşullarda dahi büyük oranda kayıtsız ve güvencesiz çalıştırılan, aynı zamanda iş yükü oldukça ağır olan ev işçilerinin pandemi ile birlikte ücretsiz izne çıkarıldığı, iş yüklerinin arttığı, covid-19’dan çok işsiz kalma korkusunun ev işçileri arasında öne çıktığı belirtildi.

İstanbul ve Antalya belediyeleri ile sendika olarak görüşüp ev işçilerinin bir kısmına koli desteğinin yolunun açıldığını aktaran Korkutan, üyesi oldukları Dünya Ev İşçileri Sendikası (IDWF) aracılığıyla da dünyadaki ev işçilerinden toplanan aidatlarla Türkiyeli ev işçilerine bir miktar nakit desteği yapıldığını belirtti.

Kayıt dışı çalışan ev işçilerinin, kayıtlı istihdama dayalı destek paketlerinden yararlanamadığının belirtildiği basın toplantısında, ev işçilerinin dünyanın her yerinde haneler için yaptıkları işlerle vazgeçilmez olduklarının kanıtlanmış olduğu söylendi.

Ev işçisi M.İ: “Talebim güvenceli iş, güvenceli gelecek”

  • Ev işçilerinin hukuki yapı ve  işçi olma hakları konusunda bilgileri var mı?
  • Salgın döneminde neler yaşıyorsun? Örneğin evde korona olan var mı? Kira, elektrik, gıda ya da en çok hangi yaşamsal ihtiyaçta zorlanıldı?
  • İşini kaybettin mi, nasıl oldu?
  • Ev işçisi olarak temizlik dışında bakim ve yemek yapma yükümlülüğün oluyor mu? 
  • Haftada kaç gün çalışıyorsun? Mesai saatin nedir ? Kaç saat çalışıyorsun? Dinlenme molası var mi?
  • Sigorta durumun nedir?
  • Bir ev işçisi olarak taleplerin nedir? 

Aşağıda sorulan sorulara ev işçilerinin verdiği yanıtlar üzerinden sonuçlara varıldığı belirtilen raporda “Bu soruları sorduğumuz ev işçisi kadınların büyük bir çoğunluğu salgın sürecinde ücretsiz olarak işten çıkarıldığını öğrendik. Genel olarak ev işlerinde çalışma saatlerinin uzun olduğundan şikayetçiler; öyle ki günlük on saat çalışan bile var. Bazılarının molası yok, olanlar ise on beş dakika ile ifade ediyor. İşverenler tatile gidip geldiklerinde biriken ev işlerinin kendilerini zorladığını belirtiyorlar. Salgın döneminde çalışanlar ise ev halkının bütün bireylerinin karantinada olmasından dolayı ev işlerinin normalin birkaç katı arttığını ifade ediyor. Çünkü birebir görüşme yaptığımız ev işçilerinin ifadelerine göre bir iş tanımları olmadığı için ev temizliğinin yanında; yemek yapımı, evdeki yaşlı bakımı varsa evde hayvan bakımına kadar evin bütün işleri ile ilgileniyorlar.” denildi.

“Ev işçileri kira ve faturalarını ödeyemiyor”

Ev işçilerinin ifadelerinden öne çıkanlar:

  • Ev işçisi A.K bu süreci bazı iş verenlerin kendi menfaatlerine de dönüştürdüğünü ifade ediyor: ”Haftada iki üç kez temizliğe gidiyordum tam gün ama salgında şimdi yarım yevmiye çalışıyorum. Bu zor günleri çoğu menfaate çeviriyor. Eşim de işten çıkartıldı, yaklaşık üç aydır çalışmıyor kira ve faturalar ödenmiyor. Ayrıca çocukların ihtiyaçlarını söylemeye dili varmıyor insanın.”
  • Ev işçilerinin hakları için mücadele veren ev işçisi M.İ salgın dönemini şöyle özetliyor: “Ev işçilerinin başta gelen sorunlarından biri kayıt dışı çalıştığımız için hiçbir sosyal hakkımız yok. Geçirdiğim iş kazası ile birlikte yürüttüğüm hukuki süreçte birçok haklarımı öğrendim. Tabii ki bu yeterli değil. Bir ev işçisi olarak talebim güvenceli iş, güvenceli gelecek. Bu salgın döneminde hepimizde olduğu gibi en büyük sıkıntımız ekonomi. Tabii ben emekliyim, eşimi ve oğlumu ücretsiz izne çıkardılar, diğer oğlum da asker, evimiz kira. Şimdi tek gelirimiz benim 1500 lira emekli maaşım. Kira zaten 850 lira artı faturalar, mutfak masrafı. En büyük sıkıntımız gıda ve temizlik ürünleri, hepsi iki katına çıktı neredeyse.”
  • Ev işçilerinin çoğu sigortasız çalıştırılıyorlar. Görüşme yapılan H.Ö: “İki çocuğuma ve iki torunuma bakıyordum. Sigortam yatırılıyor diye biliyordum. Atılmadan bir hafta önce sigortamı sormuştum, bana sigortan var demişlerdi. İşten çıkarıldım. 20 yılı geçkindir bu işi yapıyorum ve şu an issiz kaldım. Koronavirüsten dolayı da iş bulamıyorum. Bazı sağlık problemlerim de çıktı. Evde beş kişiyiz, geçimi ben sağlıyordum.”
  • Salgın sürecinde maddi sıkıntılarını ileten ev işçilerinin neredeyse hepsinin dillendirdiği ortak bir durum var; kira ve faturalar. Ev işçisi R.A bu dönem yaşadığı maddi sıkıntıyı şöyle dile getiriyor: ”Salgın yüzünden çalışamıyorum. Beş tane çocuğum var, eşim ve ben yedi kişiyiz. Görümcem de eşinden şiddet gördüğü için bana sığındı, sekiz kişi olduk. Evimiz kira, iki aydır ödeyemiyoruz. Eşimin de maaşını yarıya düşürdüler. En küçük kızım arada 50 liralık günübirlik işe gidiyor. Kira, faturalar, mutfak masrafı, temizlik malzemesi gibi ihtiyaçlarımızı karşılayamıyoruz. İki aydır fatura ödemedik, tüpümü başkasından borç alarak aldım.”

“Eşit bir iş bölümü için devleti, işverenleri ve erkekleri sorumluluğa davet ediyoruz”

Salgında dahi çalışmak zorunda kalan ev işçilerinin merkezi hükümet ve yerel kurumların açıkladığı destek paketlerinden de yararlanamadığının vurgulandığı raporda, talepler şöyle sıralandı:

  • Tüm ev işçilerine koruma sağlamak ve halk sağlığı yararı açısından diğer işçilerin yararlandığına eşdeğer bir koruma sağlamak ile tüm yetkililer yükümlüdür. Bu yaklaşım, 2011 tarihli ve 189 No’lu ILO Ev İşçileri Sözleşmesi’nde belirtilmiştir.
  • İşsizlik yardımlarını, ev işçilerini kapsayacak biçimde genişletmek. Yeni korona virüsün yayılmasını sınırlamak için hükümetler, işsizlik yardımları getirmek suretiyle ev işçilerine destek olmalıdırlar.
  • Sosyal koruma kapsamını, kayıt dışı ev işçilerini de kapsayacak şekilde genişletmek.
  • Ev işçilerine ev işlerine gittikleri vakit; koruyucu gereç ve yeterli bilgi salgın bilgisini sağlamak.
  • Salgın sürecinde aile bireylerinin karantina ile ev içinde olması kadınların ve ev işçisi kadınların ev işleri mesaisini artırmıştır. Ev içi çalışmanın iş tanımının olmadığını bir kez daha anlamışızdır. Ev içi emeğin sadece kadın tanımı olmaktan çıkması, aynı zamanda ev işlerini erkeklerin de yapıyor olması gerekliliği bu süreçte daha iyi anlaşılmıştır. Çocuk bakımı, eş/partner bakımı, yaşlı, engelli, hasta bakımı, ev işleri sadece kadınların sorumluluğu değildir. Eşit bir iş bölümü için devleti, işverenleri ve erkekleri sorumluluğa davet ediyoruz.
  • Kayıt-dışı, mevsimlik, geçici süreler çalışanları, ev işçilerini ve göçmenleri dışarıda bırakan kayıtlı çalışmaya odaklanan bu destek paketlerini kayıt dışı alanlarda istihdam edilen ev işçiliği başta olmak üzere tüm çalışanları kapsayacak şekilde koşulsuz genişletilmesini talep ediyoruz.
  • Yaşadığımız pandemi, ev işçilerinin krizler karşısında kırılganlığını ve pandeminin hem kendi ailelerine hem de baktıkları ailelere etkisini apaçık ortaya koydu. Ev işçilerinin sağlıklı kalmalarını ve geçimlerini güvenceye kavuşturmak suretiyle, hem daha sağlıklı bir dünya hem de herkes için, ev işçilerine sosyal adalet için bugün ve yarınlarını şimdiden hukuksal olarak güvence altına almak ve Türkiyeli ev işçilerinin işçi olma haklarını tanınmasını sağlamak.

Authorrr