Kanun Hükmünde Karartılan Hayatlar – Cihan Dağ

Hukukun tüm insanlar için işletilmesi ve konunun mağduru bu insanların bu ötekileştirme ve adaletsizlikten kurtulması için daha fazla kamuoyu yaratılması şart.

15 Temmuz Darbe girişimi sonrası çıkarılan KHK’lar ile binlerce insan işsiz kaldı, binlercesi de hapse atıldı. Haklı ya da haksız birçok insan büyük dramlar yaşadı, yaşıyor hala. İntihar edenler, hastalığına rağmen hapishanelerde tutulanlar, tedavi hakkı engellenenler, çocukları ile ya da çocuklarından uzak uzun bir süredir hapishanede yaşayanlar, işini kaybedip hiçbir yerde çalıştırılmayanlar, hatta oy hakkı bile tartışılanlar…

Meclis’in İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nda muhalif görülen herkes terörist ilan ediliyor ve “Teröristin insan hakları mı olur?” deniyor. Ama Zekeriya Altunok, KHK’lı polis iken terörist ilan ediliyor ama son yaşanan savaşta hayatını kaybetti diye şimdi şehidimiz var deniyor! Ülkedeki adaletsizlik ve savaş koşulları her ne hikmetse böyle kafa karışıklıkları yaratıyor.

En son yaşanan olaylardan biri de küçük bir çocuğun annesiyle görüştürülmediği için cezaevi kapısında ağlayarak ve duruma itiraz ederek kendini yerlere atması ve annesine gitmek istediğini haykırması. En azından bu, görüntüyü görenlerin vicdanında bir şeyler harekete geçirmeli.

Daha niceleri var mutlaka, tanık olmadığımız nice hikaye. Çok azı, hatta neredeyse hiçbirisi kendine medyada yer bulamıyor. Kısmi olarak bir tek sosyal medyada… Uzun süredir konunun takipçisi olan bir isim var; HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu. Milletvekili Gergerlioğlu konunun mağdurları ile sürekli bir araya geliyor, sosyal medyada canlı yayında röportajlar yapıyor, toplantılar düzenliyor, Meclis’e katılımlarını sağlıyor ve sürekli konu hakkında soru önergeleri veriyor.

Kendisinin paylaştığı vahim hadiselerden sadece birkaçı şunlar;

  • Seynur Özdemir, iki çocuk annesi, Antalya L Tipi Cezaevi’nde 130 gündür 3 yaşındaki çocuğuyla tutuklu ve bacağının kesilmesini gerektiren büyüyen bir kitleyle yaşıyor. Ve hala hangi mahkemede yargılanacağı belli değil!
  • Nimet Aktürk, Kayseri’de tutuklandı. Eşi Maraş’ta tutuklu ve biri 3, diğeri 4 yaşında sürekli havale geçiren iki çocuğuna bakıyordu. Ayrıca kendisi de faktör 8 Hemofili hastası.
  • “28 aydır cezaevinde bir öğrenciyim. Mühendislik okuyordum, 780 liralık Bank Asya dekontundan dolayı okulum yarım kaldı. Hayatımın en güzel gençlik yılları hapiste geçiyor. Hukukta var mı böyle bir şey? Toplum duysun bizi.”
  • Anne gece doğum yaptı. Yaşadığı onca stres, sıkıntıdan sonra bebek kötü, yoğun bakımda, nefessiz kalmış, karnını delip mideden besliyorlar. Anne mi? Sezaryen sonrası oldukça kansız, ağrıları çok. Ve başında polisler var!

Ülkede hukuk zaten kanser olmuş durumda. Gezi şehitlerinden Mehmet Ayvalıtaş’ın davasında sanıklar suçsuz bulundu, yeni çıkarılan yasalar çocuk istismarının önünü açtı derken yıllardır süren KHK davalarında yaşanan dramlar buz dağının suyun altındaki kısmı gibi öylece gözden uzak bir şekilde devam ediyor. Hukukun tüm insanlar için işletilmesi ve konunun mağduru bu insanların bu ötekileştirme ve adaletsizlikten kurtulması için daha fazla kamuoyu yaratılması şart. Sistemin günah keçileri olup olmadıklarının bir an önce ortaya çıkması adına hukuki sürecin insan hakları doğrultusunda yürütülmesi için sivil toplum kuruluşlarına, milletvekillerine, siyasi örgütlere ve tabi ki toplumun kendisine büyük rol düşüyor.

Sonuçta ülkede giderek zirveye çıkan linç ve ötekileştirme kültürü Suriyeliler, Kürtler, KHK’lılar derken birçok hayatı acımasız ve sorgusuzca ezip geçiyor. Geriye hiç haberimiz olmayan bir sürü insan hakları ihlali ve toplumun ezici sessizliği kalıyor.