Kapitalistlerin bitmeyen korkusu ve Çek Cumhuriyeti’nin komünizm yasağı

Çek Cumhuriyeti’nde komünist hareketi açıkça gerici ve halk düşmanı hareketlerle, örneğin Nazizm’le aynı seviyeye getiren kanun değişikliği imzalandı. Bu, emperyalist düzenin halkların tarihsel hafızasına ve mücadele ruhuna duyduğu derin korkunun bir ifadesidir.

1 Ocak 2026 itibarıyla Çek Cumhuriyeti’nde Ceza Kanunu’na giren bir değişiklik komünist hareketi açıkça gerici ve halk düşmanı hareketlerle, örneğin Nazizm’le aynı seviyeye getiriyor. Ancak bu değişikliği savunan eski Fiala koalisyonundaki milletvekilleri bile bu kasıtlı antikomünist değişikliğin tam olarak nasıl uygulanacağını bilmiyor. Kanuna göre bir hareketin gerçekten insan hak ve özgürlüklerini bastırmayı amaçladığı ve belirli bir gruba karşı nefret propagandası yaptığı doğrudan kanıtlanmalıdır. Böyle bir hareketin kurulması, desteklenmesi ve propagandası yapılması hâlinde 10 yıla kadar hapis cezası gibi ağır yaptırımlar uygulanabilir. Bu baskıcı yasa, dünya kapitalizminin 1989’dan beri en büyük kriziyle karşı karşıya olduğu ve sosyalizmin kazanımları olan mevcut sosyal güvencelerin ve diğer hakların kısılma eğilimlerinin ortaya çıktığı bir dönemde kabul ediliyor. Totaliter Rejimleri Araştırma Enstitüsü gibi kurumların baskısıyla şekillenen bu karar Çek Cumhuriyeti’ni, eski SSCB etkisi altındaki veya onun eski üyeleri olan ülkelerin komünist mirası suç sayan zincirine bir halka daha olarak ekliyor. Ancak bu yasa sadece bir hukuki düzenleme değil, aynı zamanda emperyalist düzenin halkların tarihsel hafızasına ve mücadele ruhuna duyduğu derin korkunun bir ifadesidir.

Emperyalizmin telaşı ve tarihsel hafızaya saldırı

Sosyalizmin çöküşünden yaklaşık 35 yıl, 1950’lerdeki restorasyon sürecinin başlangıcından ise 70 yıl sonra emperyalist güçler hâlâ sosyalist ideallerden ve komünist hareketin tarihsel mirasından korkuyor. Bu korku tesadüfi değil, tarihsel bir zorunluluğun ürünü. Sosyalizm, 20. yüzyılda halkların emperyalist zincirleri kırma mücadelesinde bir fener olmuş; ezilen ulusların, işçilerin ve köylülerin özgürlük hayallerini gerçeğe dönüştürmüştü. Sovyetler Birliği’nin dağılması, sosyalist bloğun çözülmesi ve kapitalist restorasyon bu hayalleri geçici olarak gölgelemiş olsa da halkların mücadele azmi ve sosyalizmin tarihsel haklılığı egemen sınıfların uykularını kaçırmaya devam ediyor.

Çek Cumhuriyeti’ndeki bu yasa, sosyalizmi Nazizm ve faşizmle aynı kefeye koyarak tarihsel gerçekleri çarpıtmayı ve sosyalist hareketin ahlaki meşruiyetini yok etmeyi hedefliyor. Bu, kaba bir tarih yazımı değil; bilinçli bir ideolojik hamle. Sosyalizm, insanlığın eşitlik, adalet ve dayanışma ideallerini temsil ederken Nazizm, ırkçılık, şovenizm ve soykırım politikalarıyla insanlık tarihinin en karanlık sayfalarını yazmıştır. Bu iki ideolojiyi eşitlemek yalnızca tarihsel bir yalan değil, aynı zamanda halkların bilincini bulandırmayı amaçlayan bir manipülasyondur. Emperyalizm, sosyalizmin halklar nezdindeki çekim gücünü kırmaya çalışırken kendi meşruiyetini pekiştirmek için bu tür çarpıtmaları bir silah olarak kullanıyor.

Halkların hafızası ve direnişin ruhu

Ancak bu yasaklar, halkların tarihsel hafızasını silmek için yeterli değil. Çekoslovakya’nın sosyalist döneminde, işçi sınıfının ve köylülerin emeğiyle inşa edilen bir toplum eşitlik ve dayanışma ilkeleriyle şekillenmişti. Eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik gibi temel haklar kapitalist düzende lüks hâline gelen ayrıcalıklar değil, her yurttaşın doğal hakkıydı. Emperyalist güçler bu mirası karalayarak sosyalizmin halklara sunduğu umudu unutturmaya çalışıyor. Ancak halklar, tarihsel deneyimlerini unutmaz. Fabrikalarda, tarlalarda, sokaklarda biriken öfke ve adalet arayışı hiçbir yasayla bastırılamaz.

Çek Cumhuriyeti’nde komünist fikirlerin yasaklanması yalnızca bir yasa değişikliği değil; aynı zamanda bir korkunun dışavurumudur. Emperyalizm kendi iç çelişkilerinin derinleştiği bir dönemde halkların yeniden sosyalist ideallere yönelebileceğinden korkuyor. Kapitalist sistem artan eşitsizlikler, ekonomik krizler ve savaş tamtamlarının çaldığı bir dünyada kendi meşruiyetini sorgulayan bir halk hareketinden çekiniyor. Ukrayna’daki savaş, Ortadoğu’daki çatışmalar, Venezuela saldırıları ve küresel ekonomik çalkantılar emperyalist düzenin kırılganlığını gözler önüne seriyor. Bu kırılganlık egemen sınıfları, halkların tarihsel bilincini yok etmeye ve sosyalist hareketi suç saymaya itiyor.

İnsanlığın umudu: Sosyalizmin yeniden doğuşu

Yasalar, sembolleri ve fikirleri yasaklayabilir; ancak halkların adalet arayışını susturamaz. Çek Cumhuriyeti’ndeki bu yasa bir yenilginin değil, bir zaferin habercisidir. Çünkü korku yalnızca güçlü bir tehdidin varlığında ortaya çıkar. Emperyalizm, sosyalizmin yeniden doğuşundan korkuyor; çünkü tarih, halkların zincirlerini kırdığında neler yapabileceğini defalarca gösterdi. İkinci Dünya Savaşı’nda sosyalist hareketin öncülüğünde faşizme karşı kazanılan zafer, insanlığın en karanlık anında umudun nasıl yeşerebileceğini kanıtladı. Bugün aynı umut dünyanın dört bir yanında, fabrikalarda, sokaklarda, kampüslerde filizleniyor.

Halklar, tarihsel hafızalarına sahip çıkarak bu yasaklara karşı direnecek. Çek Cumhuriyeti’nde, Polonya’da, Ukrayna’da veya başka bir yerde sosyalist idealler yasalarla değil, halkların bilinciyle yaşar. Bu bilinç ne hapis cezalarıyla ne de karalamalarla yok edilebilir. Çünkü sosyalizm bir ideolojiden fazlasıdır; insanlığın eşitlik, adalet ve özgürlük özlemidir. Bu özlem ne kadar bastırılırsa bastırılsın, bir gün yeniden yükselecek.

Bizden korkuyorlar!

Çek Cumhuriyeti’ndeki bu yasa, emperyalizmin halkların mücadele ruhundan duyduğu korkunun bir kanıtıdır. Ancak tarih, halkların boyun eğmediğini; aksine her baskı döneminde daha güçlü bir şekilde ayağa kalktığını göstermiştir. Sosyalizm yalnızca bir fikir değil, halkların adalet ve özgürlük mücadelesinin ta kendisidir. Emperyalizm bu gerçeği yasaklarla gölgelemeye çalışsa da halkların belleği ve direniş ruhu, bu zincirleri kıracak güçtedir. Çünkü tarih zalimlerin değil, haklı olanların kazandığını defalarca kanıtlamıştır.