Faustlar, Mefistofelesler
Halk ya kendi göbeğini kendisi kesecek ya da iblise teslim olacaktır. DEM Parti Genel Merkezi’nin CHP’ye butlan kararı sonrasında ziyarete gitmemiş olması tarihe düşülmüş kocaman bir nottur ve Kürt siyasi hareketinin faşizme kaybettirme stratejisinden çok köklü bir biçimde çark etmesinin açık beyanıdır. Demokrasi güçleri hiç kuşku yok ki bu süreçte birlikte kalmayı başardıkları, sokaktaki ilk saldırı şokunu atlatabildikleri, konsolide olabildikleri oranda iktidar karşısında giderek güçlenme olanağına sahiptir.

Sınırsız yıkıcı bir güce sahip olabilmek için ruhunu şeytana satan Faust’un hikâyesini biliyoruz. 21 Mayıs’tan bu yana Faust’a göre çok daha kukla ve araçsallaşmış bir aktörün yol vermesiyle Rejim’in kendisine alternatif iktidar odağı yaratma yeteneğine sahip CHP’nin Genel Merkezini plastik mermi ve gaz bombasıyla fethetmeye varan bir kırılma anının içindeyiz. Bu hamlenin hele de bu biçimiyle gerçekleşmesinin çok daha seri kırılmalara yol açacağı görülmelidir.
Kılıçdaroğlu, CHP’nin tapusunu almaya gelmektedir. Erdoğan’ın iktidarını güvence altına almanın ya da hanedan inşasının en önemli güvencesi iktidarı değiştirme perspektifi olmayan bir CHP’nin yaratılmasıdır. KK’nın misyonu budur. Dolayısıyla hiç kimse CHP’nin yönetimini yeniden değiştirecek bir kurultay beklentisinde olmamalıdır. Hukuktan medet umma devri dolardan medet ummaktan daha önce kapandı. Erdoğan, Bahçeli’nin MHP içindeki iktidarının güvencesi hâline gelerek onu koopte etmişti. Şimdi benzer süreç CHP için gerçekleşmektedir. KK, Erdoğan’ın ve hanedanın iktidarını kabul ederek CHP’nin başına yeniden geçmeye hak kazanmıştır ve rejim ayakta kaldıkça koltuğunu koruyacaktır.
Erdoğan’ın bu hamlesi Şimşek programı sürdürüldüğü müddetçe finans kapitalden de gerekli onayı almıştır. Rahmi Koç’un ölüm döşeğinden Ankara’lara taşınıp müflis oğluyla Saray’ı ziyaret etmesi sembolik olarak bu anlamda bir jesttir. MÜSİAD Başkanı’nın Şimşek programına açık destek vermesi de bu konsensusun sağlamasıdır. Burjuvazi en geniş yelpazesiyle küresel ölçekte savaş konjonktürü gelişirken Erdoğan’ın arkasında el etek öpme sırasına girmiştir.
Gazze Soykırımının en önemli destekçisi Sarı Reis’in de Erdoğan’a tam bu dönemde methiyeler düzmesi emperyalizmin ve hatta Bibi’nin rejime “vur, vur, ellerin dert görmesin” tezahüratı olarak okunmalıdır.
Halk ya kendi göbeğini kendisi kesecek ya da iblise teslim olacaktır.
Rejim, CHP Genel Merkezi’ne topla tüfekle girerek Necip Fazıl’ın ruhunu şad etmiştir. CHP yöneticileri, odasına Abdülhamit portresi asan İçişleri Bakanı’ndan saldırıyı engellemek amacıyla randevu aldıkları saatlerde Genel Merkezlerine gerçekleşen polis saldırısına maruz kalmışlardır. CHP Genel Başkanı’nın koltuğuna İslamcıların polisi tarafından oturtulmasından birçok rövanşist anlam çıkacaktır. Rejimin faşistleşmesinin en önemli aksı bu Necip Fazılcı-İslamcı-Türkçü hat üzerinden ilerlemektedir.
DEM Parti Genel Merkezi’nin CHP’ye butlan kararı sonrasında ziyarete gitmemiş olması tarihe düşülmüş kocaman bir nottur ve Kürt siyasi hareketinin faşizme kaybettirme stratejisinden çok köklü bir biçimde çark etmesinin açık beyanıdır. Genel Merkez fethiyle eş zamanlı bir biçimde İmralı ziyaretine izin verilmiş olması da büyük ihtimalle Öcalan’dan 21 Mart seçimleri öncesindekine benzer bir biçimde “Üçüncü Yol” vurgusunu öne çıkaran ve “CHP’ye angaje olmamak gerektiği” vurgusunu merkeze alan bir mesaj alınmasını sağlamayı amaçlamaktadır. Yenikapı ruhunun çok daha güçlü bir biçimde kurulduğu koşullarda masaya dördüncü bir ortak bulunması olasılığı giderek azalsa da gelinen nokta itibariyle manevra alanı çok daha daralmış bir aktörden bahsediyoruz.
Rejimin Rubicon’unu geçme hamlesini sadece güçlü bir halk hareketi durdurabilir. Bu hareketin gelişip serpilme potansiyeli fazlasıyla mevcuttur. Demokrasi güçleri hiç kuşku yok ki bu süreçte birlikte kalmayı başardıkları, sokaktaki ilk saldırı şokunu atlatabildikleri, konsolide olabildikleri oranda iktidar karşısında giderek güçlenme olanağına sahiptir. Keyfiyet karşısında hukuki güvenceyi, seçimsizlik karşısında halkın seçme ve seçilme hakkını, mutlak yoksullaştırma karşısında servetlerin eşitlikçi yeniden dağıtımını, soygun düzenine karşı insanca yaşanacak ücreti, Sarayın sorgulanamaz iktidarı karşısında demokrasiyi, kul olma zorlaması karşısında özgür bireyi, nasıl yaşayacağını dayatanlara karşı özgür hayatı, pahalılık karşısında kalkınarak hep birlikte zenginleşmeyi, NATOculuk karşısında anti-emperyalizmi, Kürt halkının haklarının inkarına karşı onurlu barışı, Alevinin inancının hakarete uğramasına karşı eşit vatandaşlığı, kadını eve kapatma ısrarına karşı geceleri sokakta özgürce gezmeyi seçenlerin birleşmeyi başarması rejimin en güçlü olduğunu sandığı anda yıkımına yol açacaktır.
Birleşik demokrasi mücadelesiyle Faustları da Mefistofelesleri de yeneceğiz!