Halep’te çatışmalar

İktidarla ilişkilerin çok daha dikkatli yürütülmesi artık kaçınılmaz hâle gelmiştir. Gelişmeleri belirsiz zamana yaymanın artık hiçbir iyi niyetinin olmadığı açıktır.

Şam’da 4 Ocak’taki HTŞ ve SDG arasındaki toplantı sırasında bazı konularda uzlaşmaya varıldığı sırada Suriye Dışişleri Bakanı, Al-Monitor muhabiri Amberin Zaman’ın bildirimine göre toplantıya giriyor ve imzalamanın ertelenmesini isteyerek toplantıya son veriyor. Aynı bilgiyi isim vermeden toplantıya katılan SDG heyetinden Sipan Hemo da doğruluyor. Toplantının bizzat Şam yönetimi tarafından yarıda kesildiğinden artık kimsenin şüphesi yoktur.

Ardından dört beş gündür süren Halep’in Eşrefiye ve Şexmeqsud mahallerindeki çatışmalar başlıyor. Bölgeden 100 bin civarında çıkış olduğu bildiriliyor. “Çözüm” sürecinin tıkanmaya doğru gittiği bir sırada olanlara nasıl bakılmalıdır?

Ankara’nın son açıklamalarından konunun nerede tıkandığı anlaşılabilir. Önce Bahçeli, İmralı’nın Suriye ile ilgili açıklama yapmasını istedi. Daha önemlisi Savunma Bakanlığı’ndan sık sık sert açıklamalar yapıldı ve “Şam hükümetinin istemesi durumunda Ankara’nın yardıma hazır” olduğu açıklaması geldi.

Olayların bu noktaya gelmesinde Ankara’nın Suriye’deki amaçları yatıyor. Şam ve SDG bir anlaşmaya varmadan önce SDG’nin gücünün iyice daraltılması Ankara’nın açık hedefidir. Bütün bu olaylar yaşanırken İsrail ile Şam arasında sınırlı da olsa bir uzlaşmaya varıldı. Şam’ın güneyindeki Golan Tepeleri, İsrail’in denetiminde ve silahsızlandırılmış bölgeler olacaktır. Öte yandan Ankara, mevcutların yanında Halep’i de etkisi altında tutmak için Washington ile yoğun pazarlık içindedir. Ancak bu adım atılmadan önce Halep’in büyük ölçüde Kürtlerden arındırılması Ankara için büyük önem taşıyor.

Hesaplara göre SDG, Fırat’ın doğusuyla sınırlandırılacaktır. Bu konuda ABD’nin Fırat’ın Batısı konusunda SDG ile bir angajmanının olmadığı da hatırlanmalıdır. SDG’yi olduğunca daraltma hareketinin yakın zamanda Rakka ve Deyr-i Zor’a da uzanması olasılık dahilindedir.

Gelişmeler “Suriye’nin yeniden inşası” konusunda önemli bir kırılma noktasıdır. Halep çatışmalarıyla SDG savaşa çekilmek istendi. Bu gerçekleşmedi ancak Suriye’deki güç durumunda artık farklı bir durum vardır. Hewler ve Süleymaniye’den yaşananlara karşı tepkiler geldi.

Bu yaşananlar nelere gebedir? Halep’teki gelişmeler ABD, İsrail ve Türkiye arasındaki pazarlıklardan sonra yaşandı. HTŞ’nin egemenlik kurmasında bu güçlerin görünür ya da görünmez desteklerinden sonra Suriye’de bir “yeniden inşa” ne ölçüde mümkündür veya hangi nitelikte bir yeniden inşa yaşanacaktır?

HTŞ’nin damgasını vuracağı yeni Suriye oldukça karanlık bir geleceğe sahip olacaktır. Bunu öngörmek için çok derin değerlendirmeler yapmaya gerek yoktur. Bu yönde gelişmeler hem bölge için hem de Türkiye’deki “çözüm” çabaları için sorunların yükseleceği bir geleceğe işaret ediyor.

Bu karanlık gidişin yolunun kesilebilmesi için elde sihirli bir değnek yok! Ancak iki yönde yoğunlaşma karanlığı kısmen aydınlatabilir. Bölgedeki Kürtlerin davranışında bir ortaklaşma, Ermeni, Dürzi ve Alevilerin örgütlenmelerini güçlendirmeleri gidişin yolunu belli ölçüde açabilir. SDG komutanlarından Sipan Hemo, KDP ve KYB’den destek açıklamalarının önemli olduğuna vurgu yaptı. 

Diğer yandan Türkiye’de demokrasi mücadelesinin yükseltilmesi, iktidarın çeşitli manevralarına karşı siyasal tavırların sağlamlaştırılması, iktidarla ilişkilerin çok daha dikkatli yürütülmesi artık kaçınılmaz hâle gelmiştir. Gelişmeleri belirsiz zamana yaymanın artık hiçbir iyi niyetinin olmadığı açıktır. İsrail, ABD ve Türkiye pazarlıkları ve buradan üreyen Halep çatışmaları hem Suriye’nin yeniden inşasında hem de barış çabalarının gidişinde çok önemli bir kırılma noktasıdır.