Gebzeli İşçiler Yoksulluğa Karşı Buluştu: “Zarar eden biziz, yaşamımızdan zarar ediyoruz”

16 milyon kişinin yoksul, 18 milyon kişinin yoksulluk riski ile karşı karşıya olduğu Türkiye’de en zengin ile en yoksul arasındaki gelir eşitsizliği 8.7 katı bulmuş durumda. Yoksulluk oranlarının artmasıyla birlikte bir yandan ülkenin sosyoekonomik yapısında ciddi kırılmalar yaşanırken bir yandan da çözüm önerileri tartışılıyor. En azından bunu dert edinenler tarafından.

Türkiye’de yaşam koşullarını derinden etkileyen gelir eşitsizliğini ve yoksulluğu gözler önüne sermek ve bunun karşısında neler yapılabileceğini tartışmak amacıyla yapılan toplantılardan biri de 4. Vardiya İşçi Dayanışması ve Bağımsız Metal İşçileri Sendikası(BAMİS)’nın ortak düzenlediği forum oldu.

Forumda sıklıkla ortak mücadele, yeni mücadele dinamikleri ve pratikleri konuşulurken yoksulluğa karşı dayanışma ağlarının da yaratılması ihtiyacından söz edildi.

Kocaeli’nin Gebze ilçesinde BAMİS’in dernek binasında yapılan işçi forumuna faklı iş kollarından işçilerin yanı sıra pek çok kurum ve temsilci de katıldı. Forum salonunda CHP Çayırova İlçe Başkanı Cihan Soyluçiçek, CHP Çayırova Yönetim Kurulu ve Meclis Üyeleri, Çayırova Belediyesi Meclis Üyeleri, Çayırova Kartalları, Demokratik Alevi Dernekleri yönetimi, Diren Üniversite, DİSK Dev-Turizm İş Marmara Bölge Şube Başkanı Turgay Özdemir, Erzincan Kızıleniş Derneği, EYT Derneği Gebze Şube Başkanı Nuh Erdoğan, Hizmet-İş Sendikası Kocaeli Şube Yöneticisi İbrahim Çınar, Maden İş Sendikası Eski Yöneticisi Osman Türk ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği yönetimi de yer alıyordu.

Forumda moderatörlüğü üstlenen Sevda Özer ve Hüseyin Tolu, yaptıkları açılış konuşmasında Elazığ’daki depremde yaşamını yitirenleri anarak deprem dolayısıyla oluşan “yaraları sarmak için” dayanışma çağrısında bulundular. Daha sonra işçi sınıfı mücadelesinde yaşamını yitirenler saygı duruşuyla anılırken dünya ve Türkiye’deki işçilerin eylem görsellerinden hazırlanmış olan bir video izlendi.

Forumun ilk yarısında işçiler yoksulluk, hayat pahalılığı ve zamları konuştu; ikinci yarısında ise bunlara karşı neler yapılması gerektiğini…

Forumdaki işçilerin konuşmalarından öne çıkan bazı sözler:

NELER YAŞIYORUZ?

EYT Derneği Gebze Şube Başkanı Nuh Erdoğan Siz genç işçiler henüz yolun başındasınız. Oysa biz 45-50 yaşında, mağduriyetlerin son demiyiz. 99 yılında yapılan yasayla, erken emekli oluyorsunuz diyerek yaşları ileriye attılar. 12 milyon emekçiyi ilgilendiren bir mağduriyet yaşandı. Biz bu işin ehemmiyetini o dönem kavrayamadık, mücadele edemedik, örgütlenemedik. Oysa geriye doğru kazanımlarımız dahi yok edilmişti. Bunu örneklendirmek isterim. 90 dakikalık bir futbol maçında tam 89. dakikaya gelmişsiniz. Sonra aniden federasyondan bir karar geliyor: artık maç 120 dakika diye. Oyun oynanırken kural değişiyor. Oysaki önce maç biter, bitince dersiniz ki bundan sonraki maçlar 120 dakika diye. Yasanın geriye işletilmesi kabul edilemeyecek bir şey.

Bizler bir buçuk yıldır aktif bir şekilde kampanyalar yürütüyoruz. Ama bu mücadelede bizleri yalnızlaştırdılar. Güç birliği yapamıyoruz. Emekçiler bize yeterince destek vermiyor. Bu mücadele sizleri de etkiliyor. Bazı sendikalar bunu görmezden geliyorlar. Oysa bizim birlikte mücadele etmemiz gerekenler tam da işçiler.

Birleşik Metal İş üyesi, metal işçisi Recep Karataş: Biliyorsunuz,5 Şubat’ta yaklaşık 130 bin metal işçisi greve gidiyor. MESS ile gelişen süreçlerin tıkanması, sermayenin işçiler üzerinde kurduğu baskının ve sömürünün artması karşısında metal işçileriyle dayanışmanın da artması lazım. Emekliler, işçiler, işsizler olarak hep birlikte mücadele etmemiz gerekiyor. Yoksulluk sınırı 7000 lirayken biz asgari ücretle nasıl geçinelim? Partiler, sivil toplum kuruluşları, sendikalar var ama bunlar da bizi bölüyor aslında. Bunun önüne nasıl geçeceğimizi tartışmak gerekiyor bence. Umarım bir an önce bunları aşarız çünkü sömürü git gide artıyor. İşverenlerin kar oranları sürekli artıyor olmasına rağmen azıcık bir düşüşte bağırıyorlar zarar ediyoruz diye. Asıl zarar eden biziz, yaşamımızdan zarar ediyoruz.

YOLDA HARAMİ VAR AMA BİZİM İPEK YÜKLÜ KERVANLARIMIZ YOK

DİSK Dev-Turizm İş Sendikası Marmara Bölge Şube Başkanı Turgay Özdemir: Bizden on yıllar önce çalışan işçiler, bizden yıllar sonra çalışacak işçiler ve arada olan bizler hep aynı sorunları yaşıyoruz. Metal işçilerinin, emeklilikte yaşa takılanların, turizm işçilerinin, sağlık çalışanlarının, kamu çalışanlarının, bütün işçi sınıfının yaşadığı kronik bir sorun var. Bir grup asalağın elindeyiz. Bir o yana gidiyoruz, bir bu yana gidiyoruz. Bugüne kadar yapılmış mücadeleler sonucunda edinilmiş haklarımız var. Bu hakları bırakın ilerletmeyi, korumaya çalışıyoruz ancak. Bir asgari ücret tiyatrosu izliyoruz. Aldığımız asgari ücretin %41’ini vergi olarak ödüyoruz. Yediğimiz, içtiğimiz her şeyden vergi alıyorlar. Milli sermeyenin vergi gelirlerinin %65’ini biz işçiler ödüyoruz. Çalışıyoruz, canımızı dişimize takıyoruz, ölmeyeceğimiz kadar bir ücret alıyoruz.

Turgay Özdemir

Bir örnek vereyim. Kovanda arılar iş işler. Kovanda çalışan arılara, arının ürettiği baldan verirler. Ama onun hakkı olduğu için değil, ölmesin ki daha fazla üretsin diye. Bugün Türkiye’de geldiğimiz durum bu. “Ölmeyin, bize lazımsınız”. Bizim çocuklarımızın gittiği okullar uyuşturucu batağında  sürüklenen okullar. Servis parası veremediğimiz için indirimli akbille okula getirip götürüyoruz. Ama onların altında milyonlarca liralık arabası, çoluğunu çocuğunu özel okulda, kreşte okutuyor. Bir de biz bir şey talep ettiğimizde “Ya ben size daha ne yapayım?” diye sorabiliyor. Siz servetlerinize servet katın diye biz canımızı dişimize takmak zorunda değiliz. Yolda harami var diyenler oluyor. Evet, devlet kendi haramilerini yaratıyor. Ama bizim de ipek yüklü kervanlarımız yok. Yolda harami var diye korku salanlar kendileri korksunlar. Bizim kaybedeceğimiz tek şey evimize ekmek götürememektir. Ama ondan sonra verdiğimiz onurlu direnişle hakkımızın karşılığını almaktır.

Nejla Dolaşık

CHP Yönetimi adına Nejla Dolaşık: İşçi sınıfının kazanımları da kayıpları da ortaktır. Birbirinden bağımsız değildir. Bizler aslında işçi sınıfının göbeğinde yaşıyoruz. İşçi sınıfının kalbinin attığı yer olan Gebze’de… Yakında bir MESS süreci var, işçilerin ciddi bir grev olacak. Gündemlerimiz çok yoğun. Ve biz bunları yalnızca kendimiz için değil çocuklarımız için de yapıyoruz. Bugün EYT mücadelesini çok ciddiye almamız gerekiyor. Mesela ben bir yere gidiyorum çalışmak için, 40 yaşındasınız, yaşlısın deniyor. E o zaman emekli olayım. Bu sefer de “Hayır olamazsın, gençsin.” Şimdi yaşlı mıyım genç miyim ben de bilmiyorum. Kolektif emekle düşleri gerçek kılmak istiyorsak gerçekten insanca yaşanılır bir dünya istiyorsak önümüzde çok meşakkatli bir yol var. Daha güçlü, daha kararlı bir sınıf bilinciyle kendim de dahil olmak üzere hepimizi mücadeleye davet ediyorum.

“ÜNİVERSİTELİLER SERMAYEDARLARIN DEĞİL HALKIN YANINDA”

Doğan Nur

İstanbul Üniversitesi öğrencisi Doğan Nur (Diren Üniversite): İstanbul Üniversitesi’nde yemek hakkımızın gaspına karşı hızlıca arkadaşlarımızla bir araya geldik ve mücadele ettik, geri adım attırdık. Geri adım atmalarının sebebi bu çocuklar ne yiyecekler, bu soğukta nasıl direniyor vesaire diye değildi. İşsizliğin ve yoksulluğun bu kadar arttığı bir dönemde öğrenciler tarafından yapılan böyle bir ayaklanma onları korkutmuş olsa gerek. Birileri itibardan tasarruf etmemek adına saraylarında ejder meyveli smoothielerini içerken yoksullar açlıktan ölüyor. Patlıcan fiyatının sorulmasına karşılık, savaşa girmek istemediğimiz halde bizi zorla savaşa sokanlar meydanlarda bir merminin fiyatı kaç para diye soruyor. Biz açlıktan ölmek istemiyoruz. Ve bunu ancak direnerek başaracağız. Üniversite öğrencileri olarak safımızın sermayedarlar değil, mücadele eden emekçi halklarımızın yanı olduğunu bildirmek istiyoruz.

Birleşik Metal-İş Sendikası üyesi, metal işçisi Hüseyin Tolu: Sendika şubemizden arkadaşlarımızı da bu etkinliğe çağırdık. Çeşitli sebeplerle gelemediler. Bir de şube yöneticilerimize gelin MESS ile TİS sürecini anlatın dedik. Ama gelmediler. Kendilerince haklı kaygıları var. Buradan açık ve net bir şekilde eleştirmek istiyorum. Şube başkanımız iyi niyetli, yeni seçildi, Gebze’ye güç verecek, taze bir ruh katacak olan bir arkadaş ama baskılar altında gelemiyor. Kim tarafından baskı altında? Genel merkez tarafından. “Sen oraya gidersen şucu-bucu olursun, HDP’ye gidersen Kürt olursun, CHP’ye gidersen CHP’li olursun.” İşte bunun için yan yana gelemiyoruz, mücadele edemiyoruz. Bazı sendikalar için sendika ağalığından bahsediyoruz ya, bizim içimizde yok mu? Bu alanda da mücadele etmeliyiz. Güç bizsek, tabansak, şubeyi ve genel merkezi seçen bizsek bu yaklaşımları ortadan kaldıracak olan yine biziz. Ümit ediyoruz ki bu toplantılar çoğalacak. Buralardan da fabrikalara taşınacak.

Gökhan Aslan

Dev-Turizm İş Sendikası Şube Yöneticisi, 4. Vardiya Gönüllüsü Gökhan Aslan: Dün burada camdan dışarıya bakarken hemen önümüzdeki işçi durağının orada bir işçi cebinden faturasını çıkarıp yoldan geçenlere 475 lira faturası geldiğini anlatıyordu. Aslında orada derin bir isyan ve öfke vardı. O abimiz faturasını çıkarıp kamuoyu yaratmaya çabaladı ama son birkaç yıldır ülkenin çeşitli yerlerinde intiharlar yaşanıyor, insanlar yalnızlaştırılıyor. Bu salonda bulunanlar olarak o insanları yaşamın pamuk ipliğinden almamız gerekiyor. Bizim sorumluluğumuz bu. Buralarda emek ve alın teri mücadelesi yürüten bizlerin, burnumuzun dibinde faturasını ödeyemeyen bir komşumuz varsa bunu halledebilecek dayanışma ağları yaratması gerekiyor. Sermayeye karşı parmağımızı nasıl sallıyorsak, emekçileri yoksullaştıran iktidarı nasıl teşhir ediyorsak aynı zamanda arkadaşımızı da bulunduğu durumdan kurtararak hareket etmemiz gerekiyor. Sorumluluğumuz büyük.