Brezilya ikinci turda
Halktan yana olan Lula ve partisi ne gibi yanlışlıklar yaptı ve şimdi ikinci turda bunları nasıl düzeltecek?

Dünyamızın karmakarışık, her türden çatışmanın yaşandığı bir dönemden geçtiği bugünlerde, hemen hemen tüm dünya medyası Brezilya seçimlerine özel bir yer ayırdı. Önemli bir dünya lideri olan 80 yaşındaki Lula da Silva’nın, karşısındaki neofaşist Jair Bolsonaro’nun oğlu Flavio Bolsonaro’nun ardından seçimleri ikinci sırada bitirmesi oldukça şaşırtıcı ve merak uyandırıcı bir haberdi.
Jair Bolsonaro, Lula’ya karşı darbe girişiminde bulunma suçundan 27 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Eski bir işçi sınıfı temsilcisi olan; halkın sosyal ve ekonomik koşullarını iyileştirmeye, kadınların, emeklilerin ve gençlerin mücadelesine kendini adamış ilerici İşçi Partisi liderinin seçimlerde; ülkede faşist bir iktidar kurmaya çalışmış, ailesini ve çevresini zenginleştirmiş, yolsuzluklara ve darbe girişimlerine karışmış, halkını soyup soğana çevirmiş neofaşist bir adamın sıradan oğlu karşısında ikinci sıraya düşmesi, günümüzün dünya dengeleri açısından oldukça önemlidir. Bu durum, neofaşizmin dünyayı ele geçirme ve toplumun en yoksul kesimlerini boyunduruğu altına alma çabaları açısından önemli dersler çıkarılabilecek bir örnektir.
Seçimlerde Lula’nın Bolsonaro ile değil, Trump ile savaştığı değerlendirmesi yapılmaktadır. Yani neofaşizm, dünyanın 5. büyük ülkesi ve 10. büyük ekonomisinde halktan yana bir iktidar karşısında önemli bir güç kazanmıştır. Buradan çıkarılacak çok ders vardır. Halktan yana olan Lula ve partisi ne gibi yanlışlıklar yapmıştır ve şimdi ikinci turda bunları nasıl düzeltecektir? Bunların iyi değerlendirilmesi, tüm dünya güçleri açısından önemlidir. Biz burada konuyu kısaca açmaya çalışalım, ayrıntılarını ise ileriki yazımızda ele alalım.
Neofaşizmin başarısının en önemli nedenlerinden biri, halkları politikadan uzaklaştırıp onları bireysellikleri ve güzel yaşam hayalleriyle oyalamasıdır. Brezilya’daki finans kapital güçleri, fonlar oluşturarak medya ve sosyal platformlarda bunu oldukça başarılı bir şekilde gerçekleştirmişlerdir. Ayrıca bu kanallar üzerinden İşçi Partisi’ni yolsuzluklarla suçlamışlardır.
Lula ve İşçi Partisi cephesine gelince, onlar da halkın politikadan kopmasına karşı yeterince güçlü bir mücadele veremediler. Meydanlarda iş, eğitim, sağlık, konut ve ülkenin bağımsızlığı doğrultusunda yaptıklarını ve yapacaklarını anlattılar. Ancak halkları dinlemeye, düşünmeye ve politikaya katılmaya teşvik edecek bir uğraş vermediler. Ülkenin çok önemli Topraksız Köylü Hareketi’nin kırsal alanlarda yaptığı gibi halk toplantıları düzenleyerek onlarla diyalog kurmadılar. Oysa Bolsonarizm bile mahallelerdeki kiliselerde kurduğu ağlar aracılığıyla bunu yapmayı başardı ve halkın bir kesimini kendisine bağladı.
Sonuçta Lula ve İşçi Partisi’nin yaptığı gibi insanları meydanlarda toplayıp gerçekleri anlatmak sonuç vermiyor demeyelim; ancak politikadan kopmuş halk kesimlerini yeniden kazanmak ve onları yandaş hâline getirmek için yeterli olmamaktadır. Lula’nın asgari ücreti şu kadar artırdığı, şu kadar konut yaptığı, Covid-19’la şöyle mücadele ettiği ya da muhaliflerinin şu tür yolsuzluklar yaptığı yönündeki anlatımlar, halkı yeniden politikaya çekmeye yetmiyor. Kitleler bunca zaman benzer sözleri dinlemiş, ancak seçtikleri liderler verdikleri sözleri yerine getiremeyince politikaya olan inançlarını kaybetmişlerdir. Bu kitleleri yeniden kazanmak önemlidir. Liberal Parti ise sosyal medya aracılığıyla onları eğlendiriyor, onlara hayaller kurduruyor.
Lula’nın oy kaybetmesinin bir diğer önemli nedeni de 2022 seçimlerinde verdiği sözleri yerine getirememesidir. Halk ise bunun temel nedenlerinden birinin Senato’da çoğunluğun Liberal Parti’de olması ve Lula’nın önerilerinin burada engellenmesi olduğunu görmüyor. Zaten geniş halk kesimleri bu sürecin ayrıntılarıyla pek ilgilenmiyor. Bunun en belirgin sonuçlarından biri kırsal kesimde yaşanan oy kaybıdır. Toprak reformunun bir türlü hayata geçirilememesi, önemli sayıda köylü oyunun kaybedilmesine yol açmıştır. Oysa asıl nedenin, toprak ağalarının parlamentodaki destekçilerinin reformu engellemesi olduğu gerçeği yeterince anlatılamamış ve buna karşı gerekli politik mücadele verilememiştir.
Son olarak şunu da ekleyelim: Brezilya Komünist Partisi, parlamentodaki temsilini yüzde 83 artırarak 6’dan 11’e çıkarmış; gücünü artıran Topraksız Köylü Hareketi de ikinci turda Lula’yı destekleyeceğini açıklamıştır. Bu güçlerin oylarını ve etkilerini artırmış olması, halkın bir kesiminde ilerici bir politik değişimin de yaşandığını göstermektedir. Bu durum aynı zamanda, seçim kampanyasının yeni değerlendirmeler ışığında yürütülmesinin Lula’nın oylarını artırabileceğine işaret etmektedir.
Lula, seçim sonuçlarının hemen ardından ikinci turu kazanacaklarını ve mücadeleye ertesi gün başlayacaklarını ilan etti. Dileriz bundan sonraki süreç, yapılan yanlışların görülüp düzeltilmesine vesile olur. Çünkü bu seçimlerin sonuçları yalnızca Brezilya’yı değil, ABD’nin güçlü etkisi altındaki tüm kıtayı ve BRICS’in giderek önemli bir kutup hâline geldiği dünya dengelerini de etkileyecektir.