Kıvılcımlı’nın mirasının üniversite gençliği için anlamı

Ekin Güzel yazdı: Hikmet Kıvılcımlı’nın bilimsel ve yaratıcı çabasını, kolektif aksiyonun dönüştürücü gücüne olan inancını, örgütlü varoluş çağrısını ve devrimci, direnişçi, enternasyonalist ruhunu bugün biz gençler için birer pusula olarak kabul ediyoruz.

Dr. Hikmet Kıvılcımlı’nın bıraktığı teorik ve pratik miras günümüz üniversite gençliği için nasıl bir anlam taşıyor?

Yaşadığımız toplumsal düzen ve kapitalizm büyük bir değişim ve dönüşüm içerisinde. Bu dönüşüm, mücadelenin yol ve yöntemlerini de yeniden kurmayı zorunlu kılıyor; dünün formülleri bugüne dar geliyor. Açılan bu yeni sayfayı tüm derinliğiyle kavramak zorundayız. Kıvılcımlı’nın bakış açısı, tam da bu noktada bize nefes aldırıyor. Hiçbir ezbere hapsolmadan hayata boylu boyunca bakması, bilimsel dünya görüşü ve diyalektik kavrayışla bu toprakların gerçeğini tarihselliğiyle yakalama çabası Kıvılcımlı’yı öne çıkarıyor. Halkın inançlarına fildişi kulesinden bakan, kendini “bilge” ilan ederek tepeden bakan biri olmadı hiç; aksine, toplumun gerçekliğini kabul eden, camiden çıkan cemaate seslenebilen, dini yok saymak yerine onu tüm diyalektiğiyle kavrayan, devrimci kapsayıcılıkla bugün de bize yol göstermeye devam ediyor. Üniversite gençliğine de bilimin ışığında, yaratıcı ve sorgulayıcı bir zihinle hayatı anlamlandırma gücü veriyor.

Bireyciliğin kutsandığı, kolektivizmin ve dayanışmanın yerin dibine sokulduğu, gençliğin geleceksizlik ve güvencesizlik kıskacında sıkıştırıldığı bir neoliberalizm döneminden geçiyoruz. Sosyal, ekonomik ve ekolojik çok boyutlu bir yıkıma sebep olan bu dönemin artık sonuna geliyoruz. Fakat özellikle Z kuşağının içinde doğduğu, başka bir alternatifi neredeyse hiç görmediği bu sistemin ideolojik yapısı zihinlerde derin izler bırakıyor. Bireycilik gençliğin hayatını tüketirken, neoliberal düzen örgütlü varoluşu öcüleştirmeye, “örgüt” kelimesini bile korkulan bir tabuya dönüştürmeye çalışıyor. Oysa Kıvılcımlı, yaşamı boyunca örgütlü varoluşun gücüne inandı; inandığı gibi yaşadı. Kolektif aksiyonun üretici gücünün, toplumsal hayatı dönüştürmedeki rolünün altını her daim çizdi, bizlere sayısız tarihsel örnek bıraktı. Bize düşen bu örneklerin yaygınlaşmasına ön ayak olmak, örgütlülüğün üzerine serilmek istenen krimininalizasyon örtüsünü yırtıp atmaktır.

Kıvılcımlı, hücrelerine kadar devrimci bir politik duruşa sahipti. Onunki asla entelektüel bir gevezelik, fildişi kulesinde yapılan bir ukalalık olmamıştı. Onun için teori, hayatı değiştirme çabasının en büyük cephanesiydi ve hep o amaca hizmet etti. Pratiğe katkısıyla bizlere yol gösteriyor.

Bugün emperyalist haydutluğun hüküm sürdüğü, faşizmin kurumsallaştığı, üniversitelerde kayyım rektörlerin baskıyı sıkılaştırdığı bir zorbalık dönemindeyiz. Kıvılcımlı, emperyalizmin kozlarını, finans kapitalin halkı nasıl sömürdüğünü ve iktidarlarını korumak için saldırılarını nasıl tırmandırdığını çoktan deşifre etmişti. Bu düzenin karşısında durmanın tek yolu, zorbalığa karşı direnme kapasitesini ve örgütlü mücadeleyi ilmek ilmek örmektir. Direnemeyenlerin, dayanışmayanların zorbalık karşısında düştüğü haller gözümüzün önündeyken başka bir yolumuz yok.

Kıvılcımlı, doğanın ve insanın canına okuyan bu düzeni yıkacak, yeniyi kuracak ana gücün işçi sınıfı olduğunu, bu topraklarda işçi sınıfının sosyal varlığını en erken görenlerdendi. Ömrü boyunca bir proleter mülksüzlüğü içinde yaşadı. Savaş yüzünden göç etmek zorunda kalan, mülksüzleştirilen Kıvılcımlı, halkın ta kendisiydi. Burjuva sosyalistlerinin bu düzenle bağlarını acımasızca deşifre etti, proletarya sosyalizmi çizgisini sonuna kadar savundu.

Kıvılcımlı, bu topraklarda mücadelenin yol haritasını çizerken çok erken bir vakitte Kürtlerin ulusal varlığını ve Kürt sorununu gördü. Kürtlerin yurt, öz dil, kültür ve ekonomik birliğinin varlığını kanıtlayan ilk devrimcilerdendi. Sömürgeciliğe karşı Kürt halkının mücadelesinin önemine ve bu mücadele ile işçi sınıfının kurtuluş mücadelesinin ittifakına işaret etti. Cumhuriyet sonrası silinmeye çalışılan tüm etnisitelerin yok edilme propagandalarına karşı durdu; bu toprakların ezilen herkesiyle sahici bir yoldaşlık kurdu. Onun yaşamı, şovenizme karşı boylu boyunca enternasyonalist bir duruşun adresiydi.

Hikmet Kıvılcımlı’nın bilimsel ve yaratıcı çabasını, kolektif aksiyonun dönüştürücü gücüne olan inancını, örgütlü varoluş çağrısını ve devrimci, direnişçi, enternasyonalist ruhunu bugün biz gençler için birer pusula olarak kabul ediyoruz.

Onu anmak; eşine az rastlanır bir tutku, direngenlik ve azimle bıraktığı teorik ve pratik mirastan beslenmek, mücadelemizi bu kararlılıkla büyütmek demektir.

Aramızdan ayrılışının 55. yılında kendisini saygı, sevgi ve özlemle anıyoruz.