Brezilya seçimleri ve dış etkileri
Brezilya’da seçimler yaklaşırken Lula’ya destek büyüyor. Sandıktan çıkacak sonuç, yalnızca ülkenin geleceğini değil, Latin Amerika’nın ABD politikaları karşısındaki konumunu ve küresel güç dengelerini de belirleyebilir.

Portekiz dilinde bir atasözü varmış: “Akıl, sert de olsa her zaman samimi bir dosttur.” Yani kabul etmesi acı da olsa aklın gösterdiği yolu tutmak doğrudur.
Görünen o ki halkın geniş kesimleri, Bolsonaro’nun neofaşist politikalarının doğru olmadığını anlamış ve çıkarlarının Lula’yı desteklemekten yana olduğunu gördü. Geçtiğimiz cuma ve pazar günü iki kentin meydanlarını dolduran kalabalıklar da bunu kanıtlıyor. Milyonlarca insan; yaşlısı, genci, kadını, erkeği, sendikalısı, sendikasızı Lula’nın mitingine koştu. Üstelik bu insanlar, çeşitli örgütlerin çağrısıyla değil, kendi istekleriyle meydanlara geldi. Bolsonaro’nun kontrolündeki medya ise bu manzarayı görmezden geldi.
Seçim sonuçlarından çıkardıkları dersler doğrultusunda Lula ve destekçileri, sosyal medyada halkın ilgisini çekecek yayınlar yapmaya ve toplantılar düzenlemeye başladılar. Lula ayrıca, oldukça akıllıca olduğu yorumları yapılan yeni ekonomik kararlar açıkladı. Bu kararlar kapsamında küçük işletmeler desteklenecek, kredi olanakları sağlanacak, borçlarının bir kısmı silinecek ve kamu ihalelerine katılmalarına izin verilecek. Elbette bu düzenlemelerin hayata geçirilebilmesi için mecliste kabul edilmeleri gerekiyor.
Flavio Bolsonaro’nun, daha önce karşı çıktığı haftalık çalışma gününün altıdan beşe indirilmesini öngören yasa önerisine ilk turun ardından mecliste destek vermesi de dikkat çekti. Bu tutum değişikliği, Lula’ya destek amacıyla düzenlenen son kitlesel gösterilerin Bolsonaro cephesinde yarattığı endişenin bir işareti olarak yorumlanıyor. Sol yeniden toparlanıyor ve Lula’nın seçimleri kazanabileceğine ilişkin işaretler giderek artıyor.
Lula’nın seçimleri kazanması yalnızca Brezilya için değil, tüm dünya halkları açısından önem taşıyor. Bilindiği gibi Brezilya, Latin Amerika’nın hem nüfus hem de ekonomik büyüklük bakımından en büyük ülkesi. Bu nedenle kıtanın ekonomik ve siyasi yaşamında önemli bir yere sahip. Deneyimli bir lider olan Lula da ülkesinin bu konumunu iyi değerlendiriyor. Kıtada uygulanan haksız politikalara karşı sesini yükseltiyor ve bunların değiştirilmesi için mücadele ediyor. Günümüzde ise karşısında Donald Trump’ın politikaları bulunuyor.
Trump, kendi ülkesinin sorunlarını çözmek amacıyla Latin Amerika’nın değerli madenlerini ve mineral kaynaklarını kontrol altına almak istiyor. Ayrıca Çin’i kıtadan uzaklaştırmayı ve Latin Amerika ülkelerini ithalatlarını ABD’den yapmaya zorlamayı hedefliyor. Bunu kabul etmeyen ülkeleri ise % 50’lik gümrük vergileriyle tehdit ediyor. Lula, bu politikalara karşı kıta genelinde yürütülen mücadelede önemli bir rol üstleniyor.
Trump, uyuşturucuyla mücadele adı altında kıtadaki gerici iktidarları kendi oluşturduğu “Amerikan Kalkanı” çatısı altında bir araya getirdi. Bu ülkelerde askeri üsler açtı ve Amerikan askerlerine müdahale hakkı sağladı. Politikalarına sert biçimde karşı çıkan Venezuela ve Küba gibi ülkeleri ise işgal etti. Bu süreçte Lula’yı da sürekli karşısında buldu.
Lula’nın seçimleri kazanması, kıta halklarının ABD’nin baskı ve müdahalelerine karşı mücadele olanaklarının korunmasına katkı sağlayacaktır. Lula, Latin Amerika’da Trump’a karşı direnişin önemli kalelerinden biri. Bu nedenle seçim zaferi, kıtanın yoksul halkları ve ilerici güçleri açısından büyük önem taşımaktadır.
Ancak Lula’nın önemi yalnızca Latin Amerika ile sınırlı değil. Uluslararası ilişkiler açısından da önemli bir rol oynuyor. BRICS’in adındaki “B” harfi Brezilya’yı temsil etmekte. Lula, ABD’nin tek kutuplu dünya düzeni dayatmasına karşı sürekli mücadele veriyor. Hatta BRICS’in son toplantılarında, dolar yerine üye ülkelerin kendi para birimleriyle ticaret yapabilmelerini sağlayacak bir sistem geliştirilmesini önerdi. Son toplantıda ise farklı bir sistem üzerinden uygulama denemelerine başlandı.
25 Ekim’de yapılacak ikinci tur seçimlerinde Lula kaybederse Flavio Bolsonaro, Brezilya’yı BRICS’ten çıkarabilir ya da örgütle ilişkilerini dondurabilir. Ülkenin en büyük ticaret ortaklarından biri olan Çin ile bağlarını da koparabilir. Böyle bir karar Brezilya ekonomisine büyük zarar verecek olsa da Bolsonaro, Trump’ın desteğini kaybetmemek için bunu göze alabilir. Hatta bu politikalarıyla diğer Latin Amerika ülkelerine örnek olmaya çalışabilir.
Lula, Brezilya’nın kendisi olmadan yalnızca ekonomik zorluklarla karşılaşmayacağı, aynı zamanda bağımsız karar verme özgürlüğünü de kaybederek yeni bir sömürgeye dönüşebileceği uyarısını sık sık yapıyor. Böyle bir durumda ülkenin stratejik kaynakları, hammaddeleri ve savunma sanayisi giderek ABD’nin denetimine girebilir. Brezilya, bağımsızlığını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalabilir.
Lula’nın olası yenilgisi, hem BRICS’in Latin Amerika’daki tek üyesi olan Brezilya’ya hem de yaklaşık 20 yıldır ABD boyunduruğundan kurtulma mücadelesinde önemli rol oynayan bir siyasetçiye vurulmuş darbe olacaktır. Trump ise böyle bir sonuç karşısında zaferini ilan edecektir.
BRICS’in stratejik özerklik modeli henüz kusursuz değil. Bu nedenle Brezilya’nın kaybı, örgütün geleceği açısından da önemli sonuçlar doğurabilir. Bolsonaro ayrıca, Latin Amerika ülkeleri ile Avrupa Birliği arasındaki ekonomik ilişkilerde önemli bir yere sahip olan Mercosur’a da ABD’nin baskısıyla olumsuz yaklaşıyor. Seçimleri kazanması durumunda Brezilya’yı bu örgütten de çıkarabilir ya da ilişkilerini dondurabilir. Bu bakımdan Brezilya seçimleri, ülkenin küresel düzendeki yerini belirleyecek bir referandum niteliği de taşıyor.
Brezilya’nın Trump’ın peşinden giderek BRICS ve Mercosur’dan ayrılması ya da bu örgütlerle ilişkilerini dondurması, kuşkusuz kendi ekonomisine de zarar verecektir. Çünkü ülkenin en büyük pazarı ABD değil, Çin’dir. Böyle bir gelişme, Meksika dışındaki Latin Amerika ülkelerinin gerici iktidarlarla aynı doğrultuda ilerlemesine ve halkların yaşam koşullarını iyileştirme hedefinden daha da uzaklaşmasına yol açabilir. Ayrıca BRICS ile iş birliği arayışında olan 17 ülke açısından da önemli sonuçlar doğurabilir.
Dileğimiz, geçtiğimiz hafta sonu milyonlarca Lula destekçisinin katılımıyla gerçekleşen mitinglerin seçimlere damga vurması. Brezilya’da yaşanacak gelişmeler, uluslararası düzeyde ilerici güçlerin gerici iktidarlara karşı mücadelesi açısından önemli bir örnek oluşturacaktır. Bu mücadeleden çıkarılabilecek çok sayıda ders var.