Petrol Kirliliği Üzerine: Exxon Valdez Kazası

Gökçe Maraşlı

Sahi denizlerdeki petrol kirliliği hakkında endişelendiniz mi hiç mesela ? Eğer endişelenmediyseniz bu yazı tam size göre, bir an önce endişelenmeye başlasanız iyi edersiniz çünkü.

Homo Sapiens’in tarih sahnesine ilk kez çıkmış olmasından bu yana, ki bu yaklaşık  200.000 yıl öncesi olarak tahmin ediliyor1, dünya üzerindeki diğer türlere göre çok daha fazla yol aldık. Belki de bunun en önemli nedeni alet yapma yeteneğine sahip olmamızdı. Önce doğada hayatta kalmayı ardından onunla uyum içinde yaşamayı öğrendik. Sonra da sıra ona hükmedebilir miyiz sorusuna yanıt aramaya geldi.

Yüzyıllar içinde ciddi gelişmeler oldu, ulaşım, sağlık, teknoloji… Özellikle son yüzyılda gelişmelerin gelişim hızı da ciddi bir artış gösterdi. Elli yıl öncesinde ortaya yeni çıkan bir gelişmeyi takip eden diğeri için belli bir zaman gerekirken artık her güne yeni bir heyecan veren gelişmeyle başlıyoruz. Bu gelişmelerin olumsuz etkileri eskiden beri süre gelen tartışmaların konusu. Kimi bakımdan etik tartışmalarken bunlar, kimi bakımdan insanların gelecekteki hayat düzeni içinde nasıl rol alacağına dair özellikle iş yaşamı üzerine sürdürülüyor.

Her biri üzerinde durulması gereken konular olmakla beraber, tüm bu yaşadığımız gelişmelerin belki de en somut etkisini gösterdiği olan çevrenin durumu üzerinde durulacak bu yazıda.

Sahi denizlerdeki petrol kirliliği hakkında endişelendiniz mi hiç mesela ? Eğer endişelenmediyseniz bu yazı tam size göre, bir an önce endişelenmeye başlasanız iyi edersiniz çünkü.

24 Mart 1989 tarihinde, gece yarısından hemen sonra Exxon Mobile şirketine ait bir petrol tankeri Alaska yakınlarında karaya oturdu. Yaşanan olayda herhangi bir kişi zarar görmedi.

Ancak çevre bakımından aynısı söylemek maalesef zor. Çünkü geminin gövdesinin kırılmasından dolayı yaklaşık 306 bin varil  ham petrol denize döküldü.

Yapılan soruşturmada kazaya neden olan durum, kaptanın alkollü olmasının yanı sıra yetersiz personel eğitimi ve yönetim eksikliği olarak belirlendi. Şirkete karşı çok sayıda dava açıldı ancak olayın bu hukuki boyutu bu yazının içeriğine dahil değildir. Yine benzer çevre felaketlerine baktığımızda çoğunda benzer ihmallerin olduğunu görüyoruz. Bu ihmaller, kaptanın sarhoş olması da dahil asla tesadüf değil, aksine şirket yönetimlerinin maliyeti düşürmek için uyguladığı politikaların bir sonucudur. Örneğin, personellerin iş güvenliği ve sağlığı eğitimleri, rutin kontroller aksatılıyor; çeşitli güvenlik ve acil durum önlemleri zaman zaman askıya alınıyor; nitelikli personeller işten çıkarılıyor, malzeme-parça eksikliği giderilmiyor vs… Bu ihmalleri yönetime bildiren işçiler cevap almazken, bu koşullarda çalışmak istemeyip eyleme çıkan işçiler de işten çıkarılıyorlar. Bu yüzden çevre felaketlerinde tesadüfi gibi görünen her sebebi biraz araştırdığımızda büyük çoğunlukla şirketin daha fazla kâr elde etmek için bile isteye uyguladığı ihmaller olduğunu görüyoruz.

Ayrıca bu bölgede daha önce benzer kazaların meydana gelmeyişi, uluslararası hukuktaki yetersiz düzenlemeler vs. bu tarz kazalara yapılacak müdahaleler için eylem planı hazırlanmasında ne kadar yetersiz kalındığını göstermiştir.

Eylem planı demişken burada bir gelişmeyi belirtmekte fayda var. Net Çevresel Fayda Analizi’ ilk kez bu kazadan sonra yürürlüğe girmiştir. Bununla kast edilen ve esas amaçlanan durum, petrol kirliliğinin potansiyel etkilerini en aza indirgemek adına doğru yöntemleri kullanmak ve müdahale yöntemlerini seçme imkânı sağlamaktır. Bu kaza bakımından petrolle kaplı kıyı şeridinin temizlenmesi ve kayaları yıkama önerisinin değerlendirilmesi için gündeme gelmiştir.2 Etkin bir müdahale için olumlu denebilecek bir gelişmek olmakla beraber denizden tamamen temizlenemeyeceği konusundaki görüşleri dikkate almamız elzem. Yani esas öncelik müdahale değil önlem olmalı.

Kazanın birçok etkisi oldu. Denizde yaşayan canlıların ölmesine sebep olduğu gibi bir şekilde atıklardan etkilenen insanlar da  zarar gördü. Ekosistem üzerindeki etkileri ekonomik etkilere de yol açtı. Çünkü kıyıya yakın yerlerde yaşayan ve örneğin balıkçılıkla uğraşan insanların bu işlerine devam etme olanağı neredeyse kalmadı. Çünkü kazanın yaşandığı kıyılarda hâlâ petrol kalıntıları var..

Ki yerli halk üzerindeki bu etkilerin geniş çaplı bir ekonomik etkisi olduğu da söylenebilir. Yine bu durum göç hareketini hızlandırmış ve insanların artık yaşanılmayacak hâle getirilen yaşam alanlarından, imkân buldukları yerlere gitmeleri sürpriz olmayacaktır.

Petrol, gerek enerji gerekse taşımacılıktaki rolü bakımından en temel hammaddelerden biri olarak kabul görüyor, özellikle yenilenebilir enerji kaynakları bakımından. Bunlardan en çok kullanılanları jeotermal enerji, hidrolik enerji, güneş enerjisi, rüzgar enerjisi. Yapılan çalışmalar hızlansa da bu durum petrolün kıymetini azaltmış değil.

Petrolün çeşitli kullanımlarının yanında deniz taşımacılığı ve ticaretindeki yeri oldukça büyük. Yine petrol arama faaliyetlerinin bir kısmı denizlerde gerçekleşiyor. Çeşitli maddeler bakımından temel malzeme olarak kullanılması, enerji bakımından hâlâ birincil kısımda kalması, ülkeler açısından ciddi bir ekonomik kaynak oluşturması günlük hayatımızın her alanında petrolün de olmasının başlıca nedenleri.

İhracatı bakımındansa, petrol ihracatının büyük kısmı deniz ticaretiyle sağlanıyor. Bu büyük ticaret de kaçınılmaz olarak denizlerdeki  petrol kirliliğini beraberinde getiriyor.

Genel olarak gemilerden kaynaklı petrol kirliliği, petrol yükü taşıyan gemi ve tankerlerden kaynaklı olanlar (gemiden atılan atıklar, safra suyunun boşaltılması, yakıt tanklarının temizlenmesi) ve tanker ya da gemi kazalarından kaynaklı olanlar olarak ikiye ayrılıyor.3

İkinci durum için yazının yukarısında bahsedilen kaza, örneklerden yalnızca biri. Özellikle geçtiğimiz yüzyılda buna benzer birçok kaza yaşandı. Örnek vermek gerekirse 1973’te İspanya’nın kuzeybatı kıyısında, Andros Patris’in omurgasında meydana gelen çatlaktan dolayı 50 bin ton petrol döküldü. 1983’te Assami, 53 bin ton petrolle yüklüyken Muscat Umman açıklarında geçirdiği kaza dolayısıyla taşıdığı petrol denize yayıldı. 1985’te Nova, İran’ın 20 mil güneyinde Körfez Mevkinde 70 bin ton petrol kaybı vererek battı.

Bunlar yaşanan kazaların yalnızca birkaçı. Uygun olmayan araçlarla yapılan taşımacılık, yetersiz donanıma sahip personel, aniden ortaya çıkan bir sorun tüm bir ekosisteme ciddi zarar verebilecek etkide olabiliyor.

Denizdeki petrol kirliliği yalnızca kazalardan kaynaklanmasa da kazalardan dolayı önemli  miktarda petrolün bir anda denize ve kıyıya yayılmasının sonuçları oldukça ciddi. En başta denizde yaşayan canlıların topluca ölümüne neden oluyor, denizden avlanan kuşların tüylerine yapışan maddeler uçmalarını engelliyor. Doğal denge tahribata uğruyor. Yine denizin içindeki bitkiler de bundan zarar görüyor. Bunun yanında karaya ulaşan petrol karada yaşayan canlılar içinde ölümcül olabiliyor.

Tüm bunların yanında ekonomik olarak da kayıplar  meydana geliyor. İster çevre isterse olayın maddi boyutunu ele alın, petrol kazaları geri dönüşü çok zor tablolar meydana getiriyor.

İşin bir diğer yanı kazalardan kaynaklanmayan yani olağan taşımacılığın sonuçları. Ki belki de esas gündeme alınması gereken bu. Çünkü bir anda yayılma olmasa da azımsanmaması gereken miktarda petrol bu esnada denize yayılıyor.

Bu yayılmadan etkilenen ülkelerden biri de Türkiye. Çünkü dünya petrol taşımacılığının %20’si Akdeniz üzerinden yapılıyor. Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın verilerine göre 100-150 bin ton petrol denize karışıyor. Ayrıca yine boğazların konumu itibariyle deniz ticaretinin önemli bir kısmı Türkiye’nin kontrolü altındaki denizlerde gerçekleşiyor.

Olağan taşımacılıkta alınacak önlemler kazaların önlenmesi bakımından da önemli bir rol oynayabilir. Gemilerdeki atıklardan kaynaklı kirlilik miktarı örneğin bir filtreleme sistemiyle en aza indirebilecekken taşımacılıkta kullanılan gemilerin buna uygun olarak seçilmesi ve bu konuda eğitimli personele iş imkanı sağlanması denizleri kurtarmamız bakımından önemli rol oynayabilir.

Günümüzde yaşanan ‘felaket’ diye tabir ettiklerimizin çoğu kapitalist insani faaliyetin bir ürünüdür, doğal felaketler de buna dahil. Sermayenin daha fazla kâr elde etmesi için uygulanan her politika bir felaketi çağırır nitelikte. Kâr oranlarını arttırmak için yapılan maliyet kesintileri önünde sonunda insanlara, hayvanlara, bitkilere ve toplamda bütün biyosfere karşı bir yıkımı beraberinde getiriyor. Bu durum engellenmezse, sonunda eğer sermaye kazanırsa her şey kaybedecek.

Artık durmak için vaktimiz yok. Önlem alınması, alternatif geliştirilmesi şart. Verdiğimiz zararlar geri dönülmez boyutlara çoktan ulaştı. Ama tabii umutsuzluğun lüzumu da yok. Çabaladığımız sürece her zaman tüm canlılar adına daha yaşanılabilir bir dünya umudu var.


  1. Son bulgular bunun 100 bin yıl daha erken olabileceğini gösteriyor.
  2. Buber, Muge; Köseoğlu, Burak, Gemi Kaynaklı Petrol Kirliliği Kazalarında Net Çevresel Fayda Analizine Yönelik Bir Literatür Çalışması
  3. Abdullahzade, Cavid, Gemilerden Kaynaklanan Petrol Kirliliği: Türk Hukukundaki Son Gelişmelerin Değerlendirilmesi

Kaynakça

Yalçın Erik, Nazan, Petrol Tankeri Kazaları ve Neden Olduğu Çevre Kirliliği

Abdullahzade, Cavid, Gemilerden Kaynaklanan Petrol Kirliliği: Türk Hukukundaki Son Gelişmelerin Değerlendirilmesi, Ankara Üniversitesi

Buber, Müger; Köseoğlu Burak, Gemi Kaynaklı Petrol Kirliliği Kazalarında Net Çevresel Fayda Analizine Yönelik Bir Literatür Çalışması

Koç, Erdem; Kaya, Kadir, Enerji Kaynakları-Yenilenebilir Enerji Durumu

exxon valdez